kod: 281966
نظرات: 56728 بازدید
Tarih: 11 Subat 2017 Cumartesi
Pars Today kaleme aldı
ABD'de göçmen kavgasının hukuki boyutu
Washington Federal Yargıcı'nın ABD Başkanı'nın 7 İslam ülkesi vatandaşlarının bu ülke topraklarına girmelerini yasaklayan talimatını askıya almasının ardından bu ülkede hukuki mücadele kızışmış oldu.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Cam Haber Ajansı(JAM) -  ABD Başkanı Donald Trump, 7 Müslüman ülke vatandaşlarının güvenlik sebepleriyle geçici olarak bu ülkeye girmelerini yasakladı.

Ancak Trump'ın bu kararının ardından federal mahkemeler harekete geçti, Washington federal yargıcı, James Robart, ABD Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Trump'ın sözkonusu kararını ülken genelinde askıya aldı.

ABD başkanı Donald Trump Twitter sayfasında, bir yargıcın Amerika'yı böylesine tehdit altına sokamayacağını yazdı.

Trump, bir olayın vuku bulması durumunda bu yargıcın sorumlu olabileceğini bildirdi.

ABD'de Temyiz Mahkemesi Trump yönetiminin 7 ülkenin vatandaşlarına ziyaret yasağı uygulamasını durduran kararı için yaptığı başvuruyu reddetti.

 

Seattle kentinin Federal Yargıcı James Robart, Trump'ın, İran, Irak, Suriye, Sudan, Libya, Yemen ve Somali ülkeleri vatandaşlarının Amerika'ya girişine getirdiği yasağı kaldırmıştı.

ABD Adalet Bakanlığı, Federal Yargıç Robart’ın yedi ülkeye uygulanan vize yasağı ile ilgili kararının iptali için Temyiz Mahkemesi 9. Dairesine başvurmuştu.Yargıç Robart’ın Cuma günü aldığı karar, yönetim cephesinde tepki ile karşılanmıştı. Akşam saatlerinde Beyaz Saray yazılı bir açıklama ile kararı eleştirirken, Cumartesi sabahı Trump, Twitter hesabından yargıcın kararını “gülünç” diye nitelendirmişti.

ABD'de Temyiz Mahkemesi Trump yönetiminin 7 ülkenin vatandaşlarına ziyaret yasağı uygulamasını durduran kararı için yaptığı başvuruyu reddetti. Mahkeme 7 ülke vatandaşına ziyaret yasağı getiren kararnamenin durdurulmasını onadı.

Mahkeme Trump yönetimine yanıt için Pazartesi gününe kadar süre verdi.

7 Müslüman ülke vatandaşlarının ABD'ye girmelerinin yasaklanması bu ülkeye gitmek isteyen yüz binlerce insanın hayatını etkilemesinin yanısıra, ABD içindeki hukuki kavganın patlak vermesine kapı aralamış oldu.

Halihazırda, göçmenlerin ABD'ye girmelerinin yasaklanması veya kabulü konusu dışında, ABD'de güvenlik maslahatçılığı mı yoksa ABD Anayasası'na uygun hukuki ilkeleri mi öncelik arzediyor diye bir tartışma yaşanmaktadır.

ABD'deki bir düşünceye göre, vatandaşlarının güvenliğinin korunması her şeyden üstündür ve güvenliğin sağlanması için devlet adamları, bütün sınırları aşabilir. Bu görüş, sadece Trump yönetimi ile sınırılı değil, en azından11 Eylül 2011 olayından sonra , gerek Cumhuriyetçi George W. Bush, gerek Demokart Barak Obama yönetimi, güvenliğin temini gerekesiyle, defalarca birçok ahlaki ve anayasal ilkeleri çiğneyerek, terör zanlılarını ve tutukluları işkenceden geçirmişlerdir.

 

 

ABD'de başka bir düşünce de var ki, yönetimin kuralları çiğnemesi veya maslahatçı tavırları karşısında direniyor.

Bu görüş, yönetimin güvenlik ve terör karşıtı programlarından ciddi şekilde endişe duymaktadır.

Bu akım, yönetimin bu gibi plan ve programlarının sonununda, milletin haklarının yok olması, anayasanın ihlali ve "1984" kitabında betimlenen polisiye hükümetinin şekillenebileceğinden kaygı duymaktadır.

ABD'deki STK'ların bir hafta yoğun şekilde gösterdiği tepki ve itirazlar ve Washingon eyaletindeki bir federal yargıcın Başkan Trump'ın bazı ülke vatandaşlarının ABD topraklarına girmesini yasaklayan talimatını durduran kararının ardından, ABD'nin emniyetini ön planda tutan maslahatçıların yenilgiye uğramış oldukları anlaşılıyor.

Gelinen noktada Beyaz Saray avukatları, konuyu temyiz mahkemesine taşıyarak, yürütme erkinin, ABD'de yargı gücünden üstün olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar.

ABD'de son günlerde yaşanan olaylar ve gelişmelere bakılırsa, bu ülkede şimdiye kadar az görülmüş bir hukuki mücadele başlamış olduğu ifade edilebilir.

Ancak, ABD'de sivil özgürlükleri destekleyenlerin bu hukuki mücadelede nihai zafer elde ettiklerini şimdiden söylemek biraz erkendir.

Bu kavganın bir tarafından, güvenlik ile ilgili konularında karar veren en üst düzey yetkili sayılan ABD Başkanı, diğer tarafında da, hukukçular, avukatlar, medya, basın ve sıradan halk var ki ABD'de üst düzey siyasi münasebetlerde belirleyici bir rolleri yok.

 

 

Buna ilaveten, Trump yönetimi, ABD'nin en üst hukuk ve yargı organı federal yüksek mahkemenin ideolojik kadro ve yapısına güveniyor.

Federal yüksek mahkemesinin boş kalan sandalyesine Trump'ın önerdiği aday Senato'dan geçerse, Federal yüksek mahkemesinin kadrosu, muhafazakarların lehine devam edecek. Böylece, federal yüskek mahkeme, yönetim ile sivil hukuk aktivistleri arasındaki kavgada eninde sonunda, yönetimin göçmenlerin ABD'ye girişini güvenlik gerekçesiyle yasaklayan talimatının lehine karar verebilecek ve bu kararı artık bağlayıcı ve değiştirilemez olacak.

Böyle bir kararın yüksek mahkemeden çıkmaması için ABD'deki protestocu toplum, yargıçlar, avukatlar, medya, geniş çaplı uluslararası destekle temyiz mahkemeleri ve yüksek mahkmede, hukuki süreçte ikna edici gerekçe ve deliller sunması gerekiyor.

Geçmişteki tecrübeler ise, üst düzey yargıçlar ve yargı yetkililerinin çoğu kez Amerikan halkının toplu talebi karşısında teslim olduğunu gösteriyor, örneğin, devlet okullarında ırk ayrımının kaldırılması, renkli deriler için oy kullanma sınırlamasının iptali ve hamileliğin ilk 3 ayında kürtajın yasallaşması gibi olaylarda böyle olmuştur.

İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır