kod: 282630
نظرات: 77 بازدید
Tarih: 16 Mart 2017 Persembe
Rasthaber
Halepçe Katliamının Yıldönümünde Katliamın Mağdurları O Günü Anlattı
İkinci Dünya Savaşından sonra yaşanan en korkunç kimyasal saldırı olayı olan Halepçe’de, birçok kişi şehit olmuş ve yaralanmıştı ve Iraklıların kendi ifadesine göre, eğer İran’ın destekleri olmasaydı, Halepçe de Saddam’ın diğer cinayetlerinde olduğu gibi bir efsaneye dönüşecek ve unutulup gidecekti.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Cam Haber Ajansı (JAM)-Her yıl bahar mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte, Saddam’ın Baas rejiminin Halepçe’de gerçekleştirdiği insanlık dışı olay ve Halepçe şehrine yapılan kimyasal bombardımanda bu şehir sakinlerinden binlerce kişinin öldürülmesi ve yaralanması zihinlerde canlanmaktadır.

Bu eylem, insanlık dışı rejimlerin gerçeğini ortaya çıkarmış ve batının bölgedeki diktatörleri destekleyen ve onları silahlandıran kirli politikalarının üzerindeki perdeyi kaldırmıştır. Bugün bu eylemlere başka bir kalıpta Yemen’de Suudi rejiminin Amerika ve diğer Avrupa ülkelerinin desteği ile savunmasız Yemen halkına dayattıkları savaşta da şahit olmaktayız. Bütün bu olaylar vicdan sahibi kişileri çok üzerken, Saddam ve onun zalim rejimini kimyasal ve kitle imha silahlarıyla teçhizatlandırmış ve Halepçe gibi olayların yaşanmasına neden olmuştur ve bu olayda binlerce, kadın ve erkek, genç ve yaşlı müstekbir cephenin menfaatlerinin kurbanı olmuştur.

Halepçe Katliamı, Saddam Hüseyin’in Baas rejiminin 16 Mart 1988’de Irak’ın kuzeyinde Kürtlere karşı düzenlettiği El-Enfal Harekâtı adlı isyanı bastırma operasyonunun bir parçasıdır. Kanlı Cuma olarak da bilinen bu zehirli gaz saldırısı bir soykırım olarak kabul edilir. Saddam Fecr-10 operasyonlarındaki yenilgisini, İranlı askerleri destekleyen ve karşılayan Irak halkından intikam alarak telafi etmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en geniş kimyasal saldırı olarak sayılan bu olayda, Halepçe sakinlerinden çok sayıda kişi şehit olmuş ve yaralanmıştır ve hala onların hardal gazı soludukları yüzlerinden anlaşılmaktadır. Iraklıların kendi ifadelerine göre, eğer İran misafirperver ve insancıl kucağını bu olayın kurbanları için açmış olmasaydı, Halepçe de Saddam’ın Kürt halkına yönelik yaptığı diğer eylemlerde olduğu gibi bir efsaneye dönüşecek ve unutulup gidecekti.

Her ne kadar Halepçe olayından sonra hayatta kalanlar Irak’ın eski diktatörünün işlediği suçların canlı şahitleri ve delillileri olsalar da İran İslam Cumhuriyeti’nin medya alanındaki faaliyetleri ve bu olayda yaralanan bazı kişilerin çeşitli Avrupa ülkelerine gönderilmeleri ve oralara yatırılmaları ve Avrupa basınının bu insanlık dışı olayı kaydetmesi ve göstermesi için bölgeye davet edilmesi, Halepçe’yi dünyaya tanıtan en önemli eylemlerdendir. Bunun dışında İran basın mensuplarının ve fotoğrafçılarının bu olayın yaşandığı ilk saatlerde bölgedeki varlığı ve Halepçe’deki kimyasal saldırı hakkında fotoğraflar yayınlaması ve olay hakkında haberler yapması, asla Halepçelilerin gözünden kaçmamış ve onlar defalarca İranlıların mertliğini ve dostluğunu takdir ederek anmış ve bunu kalıcı bir eylem olarak nitelendirmişlerdir.

Halepçe katliamının yıldönümünde Tesnim Haber Ajansı’na bu olayın mağdurları ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Halepçe’deki kimyasal saldırı mağdurlarından Gülbağ Tevfik Nadir Tesnim Haber Ajansı’na şunları söyledi: “Sirvan şehrinden Halepçe’ye gittik ve orada Saddam’ın Baas rejiminin kimyasal saldırısı ile karşı karşıya kaldık ve Ahmed Abad köyüne gittik. İranlı Devrim Muhafızları hemen bizi karşıladı ve bizi Şuveyşe kampına götürdü. Bir ambulansla beni Senendec şehrine gönderdiler. Tedavi konusunda çok iyi işbirliği yapıldı. Daha sonraları da Halepçe’ye dönmemle birlikte sürekli olarak bazı solunum rahatsızlıkları yaşadım.

Süleymaniye şehrine gittim ama orada da uzaman ekiplerin ve yeterli imkanların bulunmaması, benim ve benim gibilerin iyileşmesinin önündeki engeldi. Daha sonra İranlı uzman doktorların Halepçe’ye geldiğini duydum. Bu doktorlar tarafından tedavi edildik ve bizim için gerekli olan her şey yapıldı. 2013 yılında Halepçe mağdurları tedavilerinin devamı için Tahran’a gönderildiler. Burada İran İslam Cumhuriyeti’nin sürekli olarak verdiği desteklerden dolayı takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum. Şu an da Halepçe’de kimyasal saldırı mağdurları için uzaman hastanelerin teçhizatlandırılması tamamlandıktan sonra, İranlı uzman doktorların Halepçe’de kalmalarını istiyoruz. Halepçe’deki kimyasal saldırı olayının perde arkasındaki ellerin kınanması ve Saddam rejimine kimyasal silah sağlayan şirketlere karşı dava açılması en önemli isteğimizdir.”

Halepçe mirasçılarından Ekrem Behram şu taleplerde ve şu ifadelerde bulundu: “Hükümet, Halepçe’de verilen kayıplara uygun olarak hizmet sunulması konusunda daha aktif olmalıdır.”Bu olayın hayatta kalan tek şahitlerinden olan Ekrem Behram kendi istihdam şeklinden de şikâyette bulunarak, şehit ailelerine hizmet verebileceği bir yerde çalışmayı arzuladığını ifade etti. Ekrem Behram bu sene Halepçe’nin anılmasının boykot edilmesi ile ilgili olarak, bu törene katılmak istemediğini açıkladı ve şu ifadelerde bulundu: ‘1988’den 1991 yılına kadar üç yıl İran’daydım. İran’dan ve İranlılardan iftihar duyuyorum. Onlara Halepçe’nin zor günlerinde verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ediyorum.”

Ekrem Behram dünya güçlerinden kendi menfaatleri uğruna bir kez daha masum insanların canlarını feda etmemelerini istedi.

Halepçe mağdurlarından Aras Abid Ekrem de Tesnim Haber Ajansı’na şunları söyledi: “Halepçe’ye düzenlenen kimyasal bombardıman bütün kapıların bize kapandığı bir dönemde gerçekleşti. Eğer İran halkının ve hükümetinin desteği olmasaydı bu facianın derinliği bundan daha fazla olurdu ve ben buradan kendileri de bu bombardımanın etkilerinin kurbanı olan ve Halepçe’nin mazlumiyetini resimleyen ve anlatan ve bu şehrin tarihinin kalıcı ve önemli bir bölümü olan İranlı muhabirler ve gazetecilerden teşekkür ediyorum. Bu medya mensupları bizim nezdimizde büyük bir sevgi ve saygıya sahiptir. Çünkü Halepçe olayını dünyaya tanıtan ve anlatanların onlar olduğuna inanıyoruz.”

Aras Abid Ekrem İran İslam Cumhuriyeti’nin Halepçe’de kimyasal saldırı mağdurlarının tedavi edilmesi konusunda insani yardımlarının devam ettiğine değinerek şunları söyledi: “İran Irak’la sekiz yıl süren savaş döneminde, kendisi de kimyasal saldırı kurbanlarından biriydi ve sürekli olarak uzman doktorlar göndererek bizi destekledi ve şimdi de İranlı uzman doktorların Halepçe’deki kimyasal saldırı mağdurlarına özel hastanelerde kalmalarını istiyoruz.”

Tesnim Haber Ajansı’na röportaj veren Muzaffer İskender Abdullah, Halepçe’deki kimyasal saldırıda altı aile ferdini kaybettiğini ve ailesinden sadece kendisinin hayatta kaldığını açıkladı.

Muzaffer İskender Abdullah bu cinayet ve bu cinayetin perde arkası hakkında şunları söyledi: “Hiç şüphesiz özellikle Almanya olmak üzere Avrupalı şirketler Saddam rejimini kimyasal silahlarla teçhizatlandırmıştır ve bu konu uluslararası mahkemelerce incelenmeli ve yargılanmalıdır.”

Muzaffer İskender İran İslam Cumhuriyeti’nin desteklerine de değinerek; “Eğer İran İslam Cumhuriyeti olmasaydı sadece Halepçe şehri değil hatta Kürdistan bile yok olurdu” dedi.

Halepçe saldırısının diğer bir mağduru da Feride Muhammed Said Muhammed’di. Bu kişi, sağlık durumu nedeniyle çok az sohbet edebiliyordu ama Feride Muhammed de Saddam rejimini kimyasal silahlarla teçhizatlandıran Avrupa şirketlerini kınadı ve onlardan davacı oldu.

Halepçe katliamı ve bu olayda binlerce savunmasız kişinin öldürülmesi şu noktayı zihinlerde canlandırmaktadır ki, Saddam’ın Baas rejimi kendi halkının yaşama hakkını elinden alırken, sınırın diğer tarafında İran İslam Cumhuriyeti bu kişilere yeni bir yaşam imkânı sunmaktadır ve bu olay uluslararası boyutta insancıl hareketlerin tarihinde kalıcı bir yere sahip olacaktır.

İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır