SON HABERLER
 
 
kod: 282685
نظرات: 120801 بازدید
Tarih: 19 Mart 2017 Pazar
Akın Tandoğan
“Hedef Sistem, Erdoğan Bahane” (Özel)
Her siyasi cereyanın arkasında bir ideoloji saklıdır. Dolayısıyla siyasi cereyanlar her zaman için gelip geçici ve bu cereyanların beslendiği ideolojiler kalıcıdır.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Cam Haber Ajansı (JAM)- Her siyasi cereyanın arkasında bir ideoloji saklıdır. Dolayısıyla siyasi cereyanlar her zaman için gelip geçici ve bu cereyanların beslendiği ideolojiler kalıcıdır. Normal şartlar altında hiçbir siyasi akım, siyasi hizip veya siyasi şahsiyet, gücünü aldığı ideolojin yerini dolduramayacağı gibi ideolojilerin kurban edilmeleri de düşünülemez. Şimdiye kadar ideoloji ister hak ister batıl olsun her hangi siyasi bir akım veya siyasetçinin kurbanı olmamıştır. Daha açık bir ifadeyle ideolojiler kurban olmaz, aksine ideolojilere kurban olunur. Siyaset türü ve siyasetin uygulayıcıları bir nevi ideolojilerin merkepleri sayılır.

Türkiye’de tarihinden bu güne kadar bu yerleşik usulün dışında kalmamış zaman ve mekân koşullarına uygun özünde ideolojisini koruması şartıyla siyasi cereyan ve siyasi liderler vesilesiyle sürekli kabuk değiştirerek yerleşik ideolojik anlayışını bu güne kadar taşımıştır.

Suni, oluşturulmuş veya yapay ideolojik bir görüş, hakiki veya doğal bir siyasetçiyi barındıramayacağı gibi hakiki ve doğal bir siyasetçi de suni veya oluşturulmuş bir ideolojiyi barındıramaz.

Birkaç satırlık giriş yazısından sonra ideolojik ve siyasi hizip ve şahsiyetler açısından Türkiye’yi konumlandırmak ve konumlandırılan bir Türkiye’de halka sıhhatli bir rol tayin etmek zorun da ötesinde ayrıntılı bir araştırma yazısını gerektirecektir.

Ülkemizin geride bıraktığı süreçleri hızlıca atlayıp hali hazırdaki sistem değişimi konusu hakkında kısaca kanaat bildirmek istersek birkaç noktanın göz ardı edilmemesinin elzem olduğunu düşünüyoruz:

1. Önümüzdeki ayda yapılacak referandumla başkanlık sistemine geçilme tasarımı sadece Erdoğan zamanında düşünülüp tasarlanan bir proje değildir. Aksine ülkemizde özellikle Cumhuriyet sonrası sosyal örgümüz, kültürel anlayışımız, dini ve mezhebi inanç ve kabullerimiz, siyasi hizip ve partilerimiz ve hatta siyasi liderlerimiz bile dış mihrakların hedef ve emelleri doğrultusunda tedricen doğallıktan arındırılıp tamamıyla yapaylaştırılmıştır.

2. Hilafet sisteminden cumhuriyet sistemine geçişte, geçiş sürecindeki isim veya isimler, sürecin kafi unsuru değil gerekli unsurudur. Zira kafi unsur, getirilmek istenen sitem cumhuriyet sistemi ve gerekli unsur, cumhuriyetin kurucusu unvanında Atatürk’tür, dolayısıyla asıl olan sistemin değiştirilmesidir.

3. Hilafet döneminin belli bir kesitinden başlayarak nasıl cumhuriyetin ön hazırlıkları ön görülmüş ise cumhuriyetten günümüze kadar yeniden hilafetin ön hazırlıkları ön görülmüş ve ön görülen sistemin yeniden temellendirilmesinin nihai aşamasına gelinmiştir.

4. Ülkemizdeki iktidar parti ve parti liderinin çok iyimser bir yaklaşımla hakiki ve halka hizmeti hedefleyen parti ve parti lideri olduğunu var sayarsak, tasarlanan sistem geçişi sonrası partinin iktidar partisi ve liderinin de yeni sistemin lideri olarak kalması ülkemizin tarihi sömürü süreci verileri gereğince imkansız gibi gözükmektedir.

5. Dünün hilafetini tehlikeli görüp bu günün sistemini yeniden hilafete taşımak isteyen dış mihraklar aklın işleyiş sürecinin hilafına mı hareket ediyor? Şeklinde sorulması son derece doğaldır. Bu sorunun cevabının verilmesi özellikle günümüz Ortadoğu’sunun dakik mütalaasını zorunlu kılacaktır. Kısaca söylenmesi gerekirse o zamanın hilafet sürecinde hakim ideolojik görüşle mukabele edebilecek bir görüş yoktu, ancak hali hazırda Ortadoğu’ya yönelik emel ve hedeflerinde yenilgiye uğrayan dış mihraklar, İran’da tabana ve İslami öğretilere dayalı bir inkılabın gerçekleşmesi ve şimdiye kadar taviz vermeksizin varlığını koruması gerçeğinden hareketle, inkılapla mukabele edecek bir sistemin zorunlu varlığına hükmetmiş ve ön gördükleri sistemin de son çare olduğu sonucuna varmıştır.

6. O halde gerek dış mihraklar ve gerekse hakim ideoloji niçin ülkemiz halkının ön görülen sisteme evet diyeceğinden emindir? Sorusu ise cevaplandırılması gereken asli sorulardan bir diğeridir. Bu sorunun cevaplandırılması, ülkemizde on dört yıllık geçmişi olan ve kendilerince on dört asır daha iktidarda kalmayı hesap eden hakim iktidarın iktidara gelişinden şimdiye kadar izlediği tutumunun çok iyi mütalaa edilmesine bağlıdır. Kısaca cevaplandırmak istersek çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülke insanımızın İslami kökleri Osmanlıya uzanır. Dolayısıyla hakim güç iktidara geçtiği ilk günden şimdiye kadar halka geçmişini anımsatacağı her türlü vesileden yararlanmış ve bu doğrultuda sosyal iletişim araçlarından tutun da para finansının Arap ülkeleri tarafından temin edildiği albenili filmlere kadar halkın belleğine inip hafızaların geri planındaki değerlerini yeniden canlandırmıştır. Netice itibariyle ön görülen sistem değişikliğine halkın hayır demesi bir nevi kendi öz geçmişi ve değerlerine hayır demesi anlamına gelecektir.

7. Önümüzdeki ayda halka sunulacak referandumda “evet-hayır” söylemi asli hedefin saptırılması için bir nevi psikolojik yön değiştirmeden başka bir şey değildir. Daha iddialı bir söyleme halkın “evet-hayır” söylemi sıcaklığında ön görülen sistem daha bir sağlamlaştırılıp daha bir garantine edilmektedir.

8. Hakimiyeti kayıtsız şartsız siyasi liderin eline bırakan bir sistemin evetlenmesinden sonra batının ve özellikle Amerika ve Siyonizm’in Erdoğan sonrası bizler için neyi ön göreceği son derece düşündürücüdür. Ancak şu kadarı son derece açıktır ki ülkemizde ve ülkemizde değişecek sisteme bağlı olarak Ortadoğu’da yeni katliamların gerçekleşeceği şüphe götürmez bir gerçektir diye düşünüyorum.

Bizim kıt aklımızla ortaya koyduklarımız ve sizlerin basiretli bakışlarınızla çok daha tutarlı şeyleri ortaya koyacağınızı ön görerek “Hedef Sistem, Erdoğan Bahane” dedik.

TR.JAMNEWS

YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır