kod: 282975
نظرات: 123168 بازدید
Tarih: 12 Nisan 2017 Çarsamba
Mehdi Aksu
KERBELA ZİYARETİ Mİ, KERBELA SEYAHATİ Mİ, NEFİS OYUNU MU?
İslam dininde namaz, oruç, hac gibi farz olan ibadetlerin sıhhat ve kabul şartları olduğu gibi sünnet olan ziyaretlerin de sıhhat ve kabul şartları vardır.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

   İslam dininde namaz, oruç, hac gibi farz olan ibadetlerin sıhhat ve kabul şartları olduğu gibi sünnet olan ziyaretlerin de sıhhat ve kabul şartları vardır. Veya farz ibadetlerin ahkâm, adab ve esrar kavramları olduğu gibi kutsal mekânları ziyaret etmeninde ahkâm, adab ve esrar kavramları vardır. Sünnet olan umre ameli, Kerbela ve Meşhed ziyaretleri de bu hükümden ve kavramlardan müstesna değildir. İnsanın ziyaret ettiği makamı oklaması mümkün olduğu gibi insanın ziyarete gitmeden amel defterine ziyaret sevabının yazılması da mümkündür. Günümüzde bazı insanların farz amellerine duyarsız olduklarını ama sünnetlere çok yoğunlaştıklarını görmekteyiz. Üzerinde yıllarca kaza namazı olanların sünnet namazlar kıldıklarını görmek, malının zekâtını, humsunu, hatta üzerinde olan kul haklarını vermeyenlerin sünnet ziyaretlere, umrelere gittiklerini görmek mümkündür. Oysa insanın önce farz amelleri ve sonra sünnet amelleri yapması gerekir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve alihivesellem İmam Ali aleyhisselama şöyle buyurmuştur; “İnsanların sünnet amellerle meşgul olduklarını gördüğün zaman sen farzlarla meşgul ol.” Müslüman farzlarını sünnet ameller feda etmemelidir.
   Ehlibeyt imamlarının ziyaretleri içerisinde sevap bakımından İmam Hüseyin alehisselamı ve İmam Rıza aleyhisselamı ziyaret etmenin ayrı bir yeri vardır. Müstehap olan bu ziyaretlerde insan farz olan bir ameli terk ederse veya bir harama mürtekip olursa veya ziyaret esnasında yahut sonrasında ahlaksızlıklar yaparsa, işine gelmeyenler hakkında yalanlar ve iftiralar konuşup bu yalan ve iftiralarla yatıp kalkarsa, bu ziyaretlerin ziyaret edene sevabı ve faydası olmayacağı gibi insan için azaba sebep olacaktır. “Böyleleri kendilerini Kerbelai, Meşhedi, Hüseyni gibi gösterip bu kutsal kavramları kullandıklarından ama Ehlibeyt düşmanlarının hayatları gibi bir hayat yaşadıklarından dolayı da günahları kat kat fazla olur. Bu tipler maskeli tiplerdir. Maskeleri olaylar ve tecrübeler neticesinde elbet bir gün düşer.”
   Tahran’da mümin tüccarlardan birisi şöyle anlatır; Bir gece rüyamda İmam Rıza aleyhisselamı ziyaret ediyordum. İmam Rıza aleyhisselamın türbesinin karşısındaki kapıdan içeri girdim. İmam Rıza aleyhisselamızirehinin üzerinde oturmuş, elinde kalem ve defter ziyaretine gelenlerin isimlerini yazar halde gördüm. Bu esnada çok iyi tanıdığım tüccar dostlarımdan birisinin de orada olduğunu gördüm. Elinde bir ok ile İmam Rıza aleyhisselamı hedef almıştı. Bu duruma çok şaşırdım. Şaşkınlığımın sebebi onun Ehlibeyte çok düşkün birisi olduğunu bilmemden kaynaklanıyordu. Böyle birisi nasıl olabilir İmam Rıza aleyhisselamı oklamak ister diye hayretler içerisindeydim. İmam Rıza aleyhisselama ok atmasına engel olmak için ona doğru gittim. Ben ona ulaşmadan o İmam Rıza aleyhisselama bir ok attı. Ok İmam Rıza aleyhisselamın omuzunun yanında geçti. İmam Rıza aleyhisselamın çok üzüldüğünü ve öfkeli bir bakışla ona baktığını gördüm. İkinci oku İmama fırlattı. Oda isabet etmedi. Bu defa İmam çok öfkeli bir şekilde ona bakmaya başladı. Daha sonra İmamın arka tarafına geçti ve İmamın arkasından bir ok attı. Ok İmamın sırtına isabet edince, İmam zirehin üzerinden yüz üstü yere düştü. Üzüntüm ve vahşetimin şiddetinden dolayı feryat ederek uykudan uyandım. Bedenim çok titriyordu. Bu nasıl bir rüyadır diye sabaha kadar uyuyamadım. Sabah erkenden dostumun evine gittim, kapısını çaldım. Hanımı dışarı çıktı ve kocasının kaç gün önce Meşhed’e İmam Rıza aleyhisselamın ziyaretine gittiğini, bugün yola çıkacağını ve yarın burada olacağını söyledi. Ertesi gün tekrar gittim. Ziyaretten dönmüştü. Evde birkaç kişi vardı. Onların gitmesini bekliyordum. Evdekiler gittikten sonra bana; hayırdır, ne oldu seni çok üzgün görüyorum dedi. Ben ona gördüğüm rüyayı anlattım. Dinledikten sonra şiddetli bir şekilde ağlamaya başladı ve “ayaklarım kırılsaydı da keşke Meşhed’e gitmeseydim” dedi. Neden böyle konuşuyorsun, ne oldu ki diye sordum. Bana şöyle cevap verdi; Görmüş olduğun rüya sadık rüyalardandır. Senin rüya gördüğün gece ben ziyaretten otele geldim. Otelde uyuyamadım. Bu gece Meşhed’de son gecemdir yarın Tahran’a döneceğim düşüncesi ile kalkıp tekrar ziyarete gitmeye karar verdim. İmam Rıza aleyhisselamın mezarının karşısındaki kapıdan içeri girdim. Zirehin yanına geldiğimde güzel bir bayanın elleri ile zirehe tutunduğunu ve dua ettiğini ve elbisesinin bileklik tarafının aşağı kaydığını ve bileklerinin açıkta olduğunu gördüm. Onun yüzüne baktım. Çok güzel bir bayandı. Onun cemaline tutuldum, nerede olduğumdan gaflet ettim ve elimi onun elinin üzerine bıraktım. O elini çekti zirehin diğer tarafına gitti. Ben de onun peşinden gittim, tekrar elimi eline uzattım. Yine bana teveccüh etmedi ve zirehin arka tarafına yani İmam Rıza aleyhisselamın arka tarafına gitti. Ben yine ondan vazgeçmedim, gittiği yere gittim ve elimi elinin üzerine bırakarak nereli olduğunu sordum. Tahran’lı olduğunu söyledi. Sonra Meşhed’den Tahran’a beraber trende aynı kompartımanda geri döndük. (Kencine-i Voaaz, c.2, s.86)
   Mekke’ye, Medine’ye, Kerbelaya, Necef’e, Kazımeyn’e, Samerra’a, Meşhed’e ve diğer kutsal mekânlara ziyarete giden insanlar ziyaretlerin, ahkâmına, adabına, sıhhat ve kabul şartlarına riayet ederek ziyaretlerini yaparak ve sorumluluklarını yerine getirerek geri dönmüş olsalar mezkûr ziyaretler hususunda rivayetlerde belirtilen sevapları elde etmiş olarak geri dönmüş olurlar. Döndükten sonra da amalleri ile ziyaret edilen makama aykırı olarak yaşamadıkları sürece ziyaretten elde etmiş oldukları sevaplar amel defterlerinde baki kalır. “Ancak ziyarete giden insan ziyaret esnasında veya sonrasında ilahi hudutlara riayet etmez ve ahlaksızlıklar yapar ise yaptığı ziyaretten sevap elde etmediği gibi günah ağırlığı ile geri dönmüş olur.”
   Ayetullah Muhsin Kıraati hacda İranlı hacılara konuşma yaparken konumuz ile alakalı ibret içerikli şöyle bir olay anlattılar; İsfahan’da takvalı, mümin Seyid Mustafa Behişti Nejad adında bir âlim vardı. İran İslam İnkılabından önce İsfahan’dan bir grup Kerbela’ya ziyarete gitmeye karar verdiler ve Seyid Mustafa Behişti Nejad’a bu ziyarette kendilerine rehberlik etmesini istediler. Seyid Mustafa Behişti Nejad bu teklifi kabul etti, hanımı ile beraber mezkûr kervana katılarak kafile halinde Irak sınırına doğru hareket ettiler. Husrevi sınır kapısına geldikleri zaman Irak topraklarına giriş için pasaport işlemine başvurdular. Sınır çok kalabalık olduğu için Irak sınırındaki sorumlu komutan da pasaport işlemlerine yardımcı oluyordu. Pasaport mühürleme sırası Seyid Mustafa Behişti Nejad’a geldiği zaman, komutan ona yalnız mısın diye sordu. O, hayır eşim ile beraberiz dedi. Seyid Mustafa Behişti Nejad’ın hanımının yüzü peçe ile örtülüydü. Komutan Seyid Mustafa Behişti Nejad’a, eşiniz yüzündeki peçeyi kaldırsın, pasaporttaki resim ile uyuştuğunu kontrol edeceğim dedi. Seyid Mustafa Behişti Nejad eğer size saygısızlık olmayacak ise şuradaki bayan görevli bu kontrolü yapsın dedi. Komutan bu söze sinirlendi, bana işimi mi öğretiyorsun, hayır kendim kontrol edeceğim diye diretti. Seyid Mustafa Behişti Nejad, eğer bayan memurunuz olmasaydı ve bizde sizin kontrol etmenizden başka bir yolun olmadığını görmüş olsaydık, o zaman kontrol etmenizde şer’i açıdan bir sakıncanın olmadığını ve sizin kontrol etmenizin caiz olduğunu kabul etmiş olurduk. Siz de Müslümansınız, bizde Müslümanız ve İslam zaruret dışında namahrem birisinin ve başkasının namusunun yüzüne bakmayı yasaklamıştır dedi. Komutan, ben bu sözleri bilmem ve anlamam. Onun için kendim kontrol edeceğim dedi. Kafilede bulunan ziyaretçiler Seyid Mustafa Behişti Nejad’a, bu adam inatlaştı, siz uzatmayın, müsaade edin kontrol etsin gidelim ve daha fazla burada beklemeyelim dediler. Seyid Mustafa Behişti Nejad onlara şöyle dedi; Siz ne dediğinizin farkında mısınız! Bu işten Allah’da razı olmaz, ziyaretini murat ettiğimiz İmam Hüseyin aleyhisselam da razı olmaz. Siz bana müstehap olan İmam Hüseyin aleyhisselam ziyareti için bir harama müsaade etmemi ve harama bulaşmamı mı istiyorsunuz! Böyle bir ziyaretin bize faydası nedir! Ben İmam Hüseyin aleyhisselamın kalbini rencide ederek O hazretin zerihini, kapısını, türbesinin duvarını ziyaret etmeyi nasıl kabul edebilirim. Müsaade buyurun size İslam’ın bir hükmünü anlatayım; Eğer hasta bir Müslüman bayan tedavisi için bayan bir doktora başvurma imkânına sahip ise ve doktor muayeneyi hastanın bedenine dokunmak kaydıyla muayene etme durumunda olursa erkek bir doktora muayene olması caiz değildir. Bu hükmün tersi erkek için de geçerlidir.
   Seyid Mustafa Behişti Nejad kafiledeki arkadaşlarına, sizler gidiniz, ben bugün burada bekleyeceğim. Nasıl olsa tağutun bu komutanın nöbeti değişecektir. Nöbeti değiştiği zaman ben sizin arkanızdan gelir, sizi Kerbela’da bulurum dedi. Seyid Mustafa Behişti Nejad ve hanımı üç gün sınırda beklediler ve durumu fark eden komutan da inat ettiği için üç gün oradan ayrılmadı ve bir sene de burada beklesen sınırdan geçmene müsaade etmeyeceğim dedi. Üç gün sonra Seyid Mustafa Behişti Nejad hanımına şöyle dedi; Hanım, anlaşılan bundan fazla liyakatimiz yokmuş, gel beraberce İmam Hüseyin aleyhisselamı buradan ziyaret edelim ve geri dönelim dedi. Beraberce gümrük binasının dışına çıktılar, yüzlerini Kerbela tarafına dönerek “esselamualeyke ya EbaEbdillah’il Hüseyin” diye selam verdiler ve İsfahan’a geri döndüler.
Kerbela’ya giden kafile günler sonra ziyaretlerini tamamladılar ve İsfahan’a geri döndüler. Evlerine gitmeden önce kafile olarak topluca Seyid Mustafa Behişti Nejad’ın evine geldiler ve senin ile bir muamele yapmak için buraya geldik dediler.
   Ayetullah Muhsin Kıraati şöyle dedi; Acaba Kerbela’da İmam Hüseyin aleyhisselam Seyid Mustafa Behişti Nejad hakkında onlara ne göstermişti veya onlar neler görmüştü de onunla muamele yapmak için onun evine geldiler.
   Seyid Mustafa Behişti Nejad kafiledekilere nasıl bir muamele yapmak istiyorsunuz diye sordu. Onlar şöyle dediler; Bizler hepimiz bu yolculukta yapmış olduğumuz bütün ziyaretlerimizin; Kerbela, Necef, Kazımeyn, Samerra ziyaretlerimizin sevabını sana verelim sen de Kerbela’ya gitmemiş olduğun ve geri dönmüş olduğun amelinin sevabını bize ver. Seyid Mustafa Behişti Nejad tebessüm ederek şöyle dedi; Mümkün değil, sizin yapmış olduğunuz Kerbela ve diğer ziyaretlerinizin sevabı sizlerin olsun, bizim de Kerbela’ya gitmemiş olduğumuz amelimizin sevabı bize kalsın. Ben gitmemiş olduğum bu ziyaretten hâsıl olan sevabı dünyaya değişmem.
İslam ahkâmına takva ve iman ile bu şekilde bağlı olmanın insan hayatında, ölümünde ve ölüm sonrasında çok faydaları vardır.
   Seyid Mustafa Behişti Nejad’ın oğlu babasının ölüm gecesini şöyle anlatmaktadır; Babam dünyadan gittiği gece onun yanında sadece ben vardım. Çok rahat ve güzel bir haldeydi. Babam dünyadan gittiği an saate baktım, saat gece ikiyi beş dakika geçmekteydi. Babamın vefatının yedinci gününün taziye meclisinden sonra yüzü çok nurlu olan bir genci bizim eve getirdiler ve bu genç Seyid Mustafa Behişti Nejad’ın evini arıyor dediler. Genç benim yanıma geldiğinde bana şöyle dedi; Siz Seyid Mustafa Behişti Nejad’ın oğlu musunuz dedi. Ben evet dedim. Şöyle dedi; Babanız falan gece saat ikiyi beş dakika geçemi vefat etti.
Böyle söyleyince ben terlemeye ve şaşırmaya başladım. Zira babamın o saatte öldüğünü kimselere hatta aile fertlerine bile söylememiştim.
Ona, siz bunu nereden biliyorsunuz diye sordum. Şöyle cevap verdi; Babanızın öldüğü gece ben Meşhed’de İmam Rıza aleyhisselamın ziyaretindeydim. Akşam ziyaretten eve döndüm, yemek yedim ve uyudum. Rüya âleminde İmam Rıza aleyhisselamın ziyaretine gitmiştim. İmam Rıza aleyhisselam türbesinde yoktu. Bir saat kadar orada bekledim sonra İmam Rıza aleyhisselam kapıdan içeri girdi. Ben ona doğru gittim ve elini öptükten sonra; ey benim Mevlam neredeydiniz ve nereden geliyorsunuz diye sordum. Bana şöyle cevap buyurdular; İsfahan şehrinde Seyid Mustafa Behişti Nejad adında bizim salih, sadık ve takvalı dostlarımızdan birisinin ömrünün son gecesiydi. Ölüm anında onun yanına gittim, ona telkinde bulundum ve Azrail’e bu bizim salih ve sadık dostlarımızdandır, ona göre muamele et dedim ve o şu anda vefat etti ben de geri döndüm.
   Bu rüyayı gören genç şöyle devam ediyor; Uykudan uyandım ve saate baktım. Saat gece ikiyi beş dakika geçmekteydi. Bir kâğıda rüyayı gördüğüm günü ve saati not ettim. Bu rüyanın sadık rüya olup olmadığını araştırmak için İsfahan’a geldim. Not ettiği kâğıdı cebinden çıkardığında babamın vefat ettiği gün ve saat dakik olarak kâğıda yazılıydı. (Kencine-i Voaaz, c.2, s.92)
“Burada yazılanlardan da anlaşıldığı gibi salt ziyaret yeterli değildir. Önemli olan ziyaret edilen makama uyumlu bir şekilde takva ve iman ilkelerine göre yaşayabilmektir. Ziyaret esnasında veya ziyaret sonrasında her türlü ahlaksızlığı, kişiliksizliği, aşağılığı, yalan ve iftira günahlarını yapmak insanı ziyaret edilen makama değil de ziyaret edilen makamın düşmanlarına benzetir. Bunun sonu ise hüsrandır.”
Selam ve Dua ile…
Mehdi AKSU
TR.JAMNEWS

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır