kod: 284010
نظرات: 312016 بازدید
Tarih: 24 Haziran 2017 Cumartesi
Murteza Akbulut
Ramazan Ayı İle Nasıl Vedalaşmalıyız?!
Bu mubarek ziyafetullah olan oruç ayı ile bu ayın yüce konumuna uygun bir şekilde vedalaşmak gerekir.
0 0 View 1 نظر
[+] metin Boyutu [-]

  

   O'nunla kendisinde kazandığımız veya güçlendirdiğimiz Allah’ın marifeti nimetini tanır ve bundan dolayı şükreder halde, O yüce Allah ile güzel isimleri ve yüce vasıflarıyla aklen ve kalben aşina  olarak, neticede sonsuz afv ve mağfiretine kavuşmuş olarak vedalaşmalıyız.

  Bu mubarek ayda kamil bir kulun vasıflarını tamamen edinmiş yahut bu yolda ciddi kazanımlar elde etmiş olarak, şüphesiz iman, riyasız ibadetle, şükür ve hamd halini, istiğfar ve tevbe halini kendimizde daimi bir hale hatta melekeye dönüştürmüş olarak bu Şehrullah ile vedalaşmalıyız.  Bu mukaddes ay Fıtır bayramı ile tamamlandığında artık bizlere Allah ile ticaret etmeyi ve O'nun vaadlerine tam bir itina ile güvenip sadece O'nun rızası için kullarına ve muhtaçlara iyilik ve infak etmeği öğretmiş olmalıdır. Sevap ve rızvan vadesi bizim nazarımızda yakini bir nakit halini almalı güvencesiz bir veresiye gibi olmamalıdır.  Zikir, şükür ve dua bu ayın bize bıraktığı miraslardan olmalıdır.  Nazil olduğu bu kutsal ayda Kur'an-ı Kerim ile ünsiyet kurmuş olduk ve tefekkürle, şevkle her gün sıklıkla onu okumak bize doyumsuz  ab-ı hayat olmuştur. Bu lezzetin daima peşinde olma azmi ile Şevval ayına varmalıyız.  Kat kat fazlasını Allah'tan alacağımız inancı ve güveni üzere O'nun için sadaka vermeyi artık huy edinmiş, bunu O'nun gazabından kurtulup hoşnutluğunu kazanma yolu olarak bilmiş halde Ramazan ayı ile vedalaşmalıyız . Ondaki kazanımlarımızı, sevabımız ve takvamızı koruyup geliştirmeliyiz. Amellerimizin batıl olmasından Allah'a sığınmalıyız.

   Ramazan ayının son günlerinde ve bayram gününde Fıtır bayramının tesbitini İslami fıkhın kurallarına ve şer'i ahkama göre yapmalıyız. Milli taassup, acelecilik ve heva-i nefs ile hareket ederek bilmeden fetva vererek bir aylık çabamızı sonuçsuz bırakmadan Allah korkusu ve tevazu dolu bir kalple Şehrullah ile veda etmeliyiz.  Bu ayın oruç ve ibadetleri, tefekkür için uygun manevi zemini sayesinde Allah'ın  kullarına sonsuz ihsan ve lütufta bulunarak onların övgüsünü kazanmasını, onları kendi nimet ve bağışına boğmasını düşündürmelidir. Sahi bize olan nimetleri ne kadar yaygın, ne kadar boldur; özel lütufları ne kadar çoktur! Bizi, seçtiği dine, hoşnut olduğu İslam’a, kolaylaştırdığı yola hidayet etti; katındaki yakınlığa, indindeki saygınlığa ulaşmada gözlerimizi açtı. Ramazan ayını da hem kendisine ileten bir vesile hem de kendisiyle imtihan olunan bir vazife kıldı. Bir nur olan Kur’an’ı o ayda indirerek, o ayda imanı (imanın gerektirdiği amelleri) kat kat artırarak, o ayda (geceleri ibadete) kalkmayı teşvik ederek ve içindeki bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesini ululayarak onu diğer aylardan ayırdı; tüm zamanlar ve asırların içinden onu seçti ve onu yılın diğer vakitlerinden üstün kıldı. Sonra da onun vasıtasıyla bizi diğer ümmetlerden üstün kıldı; onun fazileti için öteki dinlerin mensuplarını değil, bizi seçti. Biz de emriyle gündüzünde oruç tuttuk; yardımıyla gecesinde ibadete kalktık; belki oruç tutup ibadete kalkmakla rahmeti halimize şamil olur, bu vesileyle sevabını kazanırız diye. Bu ay ile vedalaşmamız sevinçle değil hüzünle olmalıdır, aşığın maşukundan ayrılması gibi yürek yakıcı olmalıdır.

                             * * * *

Hz.İmam Seccad (a. s.)'ın ilgili duasında yüce Rabbi'ne arzettiği gibi : 

"...Gerçekten de beğenimizi kazanarak aramızda kaldı; bizimle iyilikle birliktelik yaptı ve bize âlemlerin en üstün kazancını kazandırdı. Sonra da vakti dolunca, süresi bitince, sayısı tamamlanınca bizden ayrılıp gitti. Şimdi biz, ayrılığı bize çok zor olan, bırakıp gitmesi bizi üzüp ürküten, ahdini bozmamamız, saygısını gözetmemiz, hakkını ödememiz gereken biri gibi onunla vedalaşıyoruz. Ve diyoruz ki: Selam sana, ey Allah’ın en büyük ayı ve ey Allah’ın dostlarının bayramı. Selam sana, ey bizimle birlikte olan vakitlerin en değerlisi ve ey günler ve saatler içinde en iyi ay. Selam sana, ey arzuların yaklaştığı, amellerin dağıldığı ay. Selam sana, ey varlığı pek değerli, yokluğu can yakıcı dost; ayrılığı üzücü olan ümit kaynağı. Selam sana ki, gelişinle bizi sevindirdin, mutlu ettin; gidişinle bizi üzdün, canımızı yaktın. Selam sana ki, kalpler sende yumuşar, günahlar azalır. Selam sana ki, şeytana karşı bize yardım eder, iyilik yollarını bizim için kolaylaştırırsın. Selam sana ki, cehennem ateşinden kurtulanlar sende çok olur; hürmetini gözeten saadete erişir. Selam sana ki, günahları silmekte, ayıpları örtmekte üstüne yok. Selam sana ki, suçlulara çok uzundun; inananların gönlünde pek heybetliydin. Selam sana ki, günler seninle rekabet edemez. Selam sana ki, her yönden esenlik olan bir aysın. Selam sana ki, birlikteliğin bıkkınlık getirmez; muaşeretin kınanmaz. Selam sana ki, bize bereket getirdin; bizden günahların kirini yıkayıp giderdin. Selam sana ki, seninle vedalaşmamız bıkkınlıktan, orucunu terketmemiz yorgunluktan değildir. Selam sana ki, vaktinden önce aranırsın; kaybetmeden önce üzüntün yaşanır. Selam sana ki, bereketinle birçok kötülük bizden uzaklaşır; birçok hayır bize ulaşır. Selam sana ve içindeki bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesine. Selam sana ki, dün sana pek düşkün iken yarın özleminle yanıp tutuşacağız. Selam sana ve artık mahrum kaldığımız faziletine; elimizden alınan geçmişteki bereketlerine.

   Allah’ım! Biz, bu ayla şereflendirdiğin; bedbahtların, onun vaktini bilmeyip bedbahtlıkları yüzünden faziletinden mahrum kaldığı bir zamanda lütfunla ondaki ibadetlere muvaffak ettiğin, bu ayın ehli kullarınız. Onunla tanışmak için bizim seçilmemizin, ondaki ibadetlere hidayet edilmemizin velisi sensin. Hakkını ödeyemedikse de onda tuttuğumuz orucu, kıldığımız namazı, az da olsa yaptığımız iyilikleri senin yardımına borçluyuz. Allah’ım, o halde kötülüğümüzü ikrar, ihmalkârlığımızı itiraf etmekle birlikte iyi işlerimizin övgüsü sana aittir. İçten gelen bir pişmanlık, gerçeği ifade eden bir mazeret bildirmekle katından, o ayda kaybettiğimiz faziletleri bizim için telafi etmeni diliyoruz. Allah’ım, o ayda senin hakkını ödeyemediğimiz için bizi mazur gör; ömrümüzü önümüzdeki gelecek ramazana ulaştır. Ulaştırdıktan sonra da layık olduğun kulluğu sunmakta, o ayın hakkettiği itaati yerine getirmekte bize yardım et ve bizi zamanın aylarından bu iki ayda (bu ve gelecek ramazanda) hakkını ödeyebilecek iyi işlere muvaffak eyle. Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayda işlediğimiz küçük ve büyük suçları, içine düştüğümüz günahları, bilerek veya unutkanlıkla kendimize yaptığımız zulümleri ya da başkalarına ettiğimiz hakaretleri bize bağışla; örtünü kaldırarak bizi rüsvay etme; bu ayda düşmanlarımızı halimize sevindirme; kınayanların dilini üzerimize uzun etme; tükenmeyen şefkatin, eksikliği olmayan lütfunla bu ayda bizden yadırgadığın şeylere keffaret olacak, onları bağışlatacak amellere muvaffak et bizi. Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayın gitmesiyle başımıza gelen musibeti telafi et; bayram ve iftar günümüzü bizim için mübarek eyle ve bu günü, geçirdiğimiz en hayırlı, affını en çok çekici, günahı en iyi silici gün kıl. Allah’ım, bu ayın sıyrılmasıyla bizi de günahlarımızdan sıyır; onun çıkmasıyla bizi de kötülüklerimizden çıkar. Bizi onunla en çok mutlu olanlardan, onda payı en bol olanlardan ve ondan en fazla nasip alanlardan kıl. Allah’ım, kim bu aya hakkıyla riayet ettiyse; hürmetini hakkıyla koruduysa, gerektiği gibi hükümlerini yerine getirdiyse, layık olduğu gibi günahlardan sakındıysa, hoşnutluğunu kazanacak, rahmetini cezbedecek bir amelle sana yaklaştıysa, kudretinle aynısını bize de nasip et; fazlınla onun kat kat fazlasını bize ver. Çünkü senin fazlın eksiksizdir; hazinelerin kesinlikle azalmaz; ihsanının kaynakları asla kurumaz ve bağışın minnetsiz, tertemiz bağıştır. Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bize, kıyamet gününe kadar onu oruç tutanların, onda sana ibadet edenlerin tümüne vereceğin sevap kadar sevap yaz.

   Allah’ım, mü’minler için bayram ve sevinç günü, İslam ümmeti için toplanma, bir araya gelme günü kıldığın bu iftar günümüzde, işlediğimiz tüm günahlardan, geçmişteki tüm kötü işlerimizden, gönlümüzden geçen tüm kötü düşüncelerden, tekrar günaha dönme düşüncesi olmayan, bir daha hata yapmamaya azmeden biri olarak, şek ve şüpheden arınmış, halis bir tövbeyle tövbe edip sana yöneliyoruz. Bu tövbeyi bizden kabul buyur; bizden razı ol ve bizi bu hal üzre sabit kıl. Allah’ım, içimizde cehennem azabına karşı öyle bir korku, cennet sevabına karşı öyle bir özlem meydana getir ki, tüm varlığımızla ibadetin tadını, günahın üzüntüsünü duyalım. Katında bizi, sevgini kazanan, itaate dönüşlerini kabul buyurduğun tövbe edenlerden kıl, ey adillerin adili. Allah’ım, babalarımızı, annelerimizi ve şimdiye kadar gelip geçen, kıyamete kadar gelecek olan tüm dindaşlarımızı bağışla.

   Allah’ım, mukarreb meleklerine salat ettiğin gibi peygamberimiz Muhammed ve âline salat eyle. Mürsel peygamberlere salat ettiğin gibi ona ve âline salat eyle. Salih kullarına salat ettiğin gibi ona ve âline salat eyle. Onların hepsine ettiğin salattan üstün bir salatla ona ve âline salat eyle. Öyle bir salat ki, bereketi bizi kuşatsın, faydası bize ulaşsın ve sayesinde duamız kabul olsun. Hiç kuşkusuz, sen, kapısına gelinen en kerim, kendisine güvenilen en yeterli ve ihsanı dilenilen en cömert zatsın; ve sen her şeye kadirsin."

Murteza Akbulut 
murteza-hoca@hotmail.com

TR.JAMNEWS

YORUMLAR
Hakan Derviş:

Elvada ey şehrullah... elvada ey şehri ramazan!..

رد

0

0

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır