kod: 284628
نظرات: 143 بازدید
Tarih: 29 Temmuz 2017 Cumartesi
Abdülkadir Özkan
Irak’tan sonra Suriye petrolü de paylaşıldı
Yaklaşık bir hafta önce Suriye petrolünün işgalciler ve işgalcilerin maşaları terör örgütleri arasında bölüşüldüğü, bu arada Esad’ın da unutulmayarak bir miktar petrol de ona bırakıldığı haberleri medyaya yansımıştı.
0 0 View 1 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Hemen belirteyim ki bu tür haberler benim için sürpriz değil. Çünkü sömürgeci güçler hangi iddialarla bir ülkeye girmiş olurlarsa olsunlar onlar için önemli olan sadece çıkarlarıdır. Attıkları hiçbir adımı bedavaya atmazlar. Mutlaka sömürecek bir şey bulurlar.

 

Hatırlanacağı gibi Irak, ABD ve koalisyon ortakları tarafından kimyasal ve nükleer silahlara sahip diktatör Saddam’dan kurtarılma iddiası ile işgal edilmişti. İşgalin arkasından Irak parçalandı, bununla da yetinilmedi Irak petrollerine savaş tazminat olarak el konuldu. Denebilir ki, Irak merkezi yönetimine de ölmeyecek kadar bir pay ayrıldı. Sonuçta bugün gelinen noktada Irak onca petrol zenginliğine sahip olmasına rağmen 112 milyar dolar borca girmiş durumda. Yani, gelirleri ihtiyaçları karşılamaya yetmeyince borç alınmış. Elbette bu alınan borç da faizli. Peki, Irak’ın sorunu 112 milyar dolar borçla bitmiş, sorunu çözülmüş oluyor mu? Hayır. Çünkü işgal bitti ama iç çatışmalar son bulmadı. Diyebiliriz ki, işgal ülkenin birlik ve bütünlüğüne son vermek için gerçekleştirilmiş, küresel sermayeye mahkûm hale getirilmişti. Netice itibariyle iç çatışmalar sonucunda pek çok yerleşim merkezi harabeye dönmüş durumda. Bunun için de ilk elde 50 milyar dolara ihtiyaç var. Görünen o ki, yıkılan yerlerin onarımı için 112 milyar dolar borcun üzerine en azından 50 milyar dolara daha ihtiyaç var. Irak Meclisi Maliye ve Ekonomi Komisyonu Sözcüsü Reşit iç ve dış borç stokunun ülke nüfusuna dağıtıldığında yeni doğmuş bebeklerin bile yaklaşık 6 bin dolar borçlu olduğunu hatırlattıktan sonra, “Ekonomik kalkınma neredeyse durmuş vaziyette ve hiçbir gelişim sinyali yok. Mevcut ekonomik sistem sadece memur maaşlarını ödeyebiliyor” diyerek ülkenin içine yuvarlandığı durumu gözler önüne seriyor.

 

Irak’ın içine yuvarlandığı durumun benzerinin Suriye içinde geçerli olduğunu söylemek için çok fazla bilgiye sahip olmaya gerek yok.

 

Suriye’de ilk çatışmalar başladığında Esad’ın bir iki ay içinde iş başından uzaklaştırılacağını, demokratik bir sisteme geçileceği, Suriye halkının özgürlüğüne kavuşacağı iddia edildi. Aradan geçen bunca zaman sonra söylenenlerin hiçbiri gerçekleşmediği gibi sahip olunun petrolün de önemli bir kısmına el konulmuş durumda. Kısacası, Irak benzeri gelişmeler yaşanıyor. Gelen haberlere göre öncelikli olarak Esad rejiminin PKK/PYD’ye petrolden pay ayrıldığı, daha doğrusu ayırmaya zorlandığı haberleri yansıdı.10 Haziran’da. ABD, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır istihbaratı PKK/PYD’lilerle buluşup petrol kaynaklarının bölüşüldüğü haberleri medyaya yansıdı. Böyle bir anlaşmanın ne karşılığında Esad yönetimi tarafından kabul edildiğini sanıyorum sormaya bile gerek yok. Belli ki ABD ve Rusya Esad’a koltuğunu koruma garantisi verdiler, o da ülkenin zenginliklerini paylaşmayı ön gören anlaşmayı imzaladı.

 

Diyebiliriz ki, bundan böyle Suriye bir daha eski konumuna gelemeyecek. Onlarda borçlanmaya başlayacak. Çünkü bir defa küresel sermayeye yakasını kaptıran ülkenin kolay kolay kurtulamadığı düşünüldüğünde sömürgeciler hedeflerine burada da ulaşmış olacaklar.

Bu noktada özellikle dikkat çekmek istediğim husus ise bazı Müslüman ülkelerin yöneticileri sahip oldukları zenginliğin bir bölümünü kardeş ülkelerin kalkınmasına ayırmak istemezlerken sömürgecilere bu zenginliklerini gönüllü olarak aktarıyor olmalarını akıl tutulması dışında izah etmek mümkün olabilir mi?

milligazete

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR
Ebu Yusuf:

Bismillahirrahmanirrahim
Siz ilk önce Türkiye nin borcuna bir göz atin. Devlet Kamu dis borcu olmus 110 milyar dolar, Belediye ve büyük Sehir borclari dayanmis 350 milyar Türk lirasi . Bu borclar nasil geri verilecek.
Bitmedi dahasi da var KGF kredi musluklari acildi 250 milyar Türk lirasi da belesden Kobi lere veriliyor. Hazine her sene 100 milyara yakin TL ve döviz cinsinden borclaniyor.... Hele özel Sirketlerin borcunu da hic saymiyorum , kur artikca onlarin dis borclarida artiyor toplam 400 milyar dolar. Bu borclanma gidisati iyi bir gelecek sunmuyor. Halen aklima Türkiye de 1994-1997-2001 ekonomi krizleri geliyor.
Borclanma = Ekonomi cöküs.
Vesselamun aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh

رد

0

0

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır