kod: 284742
نظرات: 90 بازدید
Tarih: 8 Ağustos 2017 Salı
Burak Kıllıoğlu
Bilinç yoksa posa kalıyor geriye…
Dindarlaştığı söylenen, dini konulara yönelik ilgisinin arttığı iddia edilen bir toplumsal yapıdan bahsediliyor.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Bu iddianın doğruluğu veya yanlışlığı genel hal ve gidişe bakarak sınanabilir. Bunun böyle olup olmadığını anlamak için birtakım noktalara bakmak bile yeterlidir.

O noktalara bakmadan önce şunu tespit etmek gerek belki de. Toplumun şekli manada dindarlaşması, tam tabiriyle muhafazakarlaşması tüm olumsuzlukların bertaraf edilmesi için tek başına yeter bir şart mıdır? Bugünün muhafazakarlarının genel hal ve gidişlerine, sözümona artan dindarlaşmalarına bakınca, şekli bir dindarlaşmanın hiçbir anlam ifade etmediği söylenebilir. Çünkü iddia edildiği gibi dindarlığın artmasıyla birlikte toplumdaki olumsuzların azalması beklenmektedir. Halbuki bunun aksinin olduğunu söylemek daha olasıdır.

Dindarlaştığı söylenen toplumun fertleri, misal Ramazan ayında dini konulara yönelik ilgilerinin de artmasıyla popüler hocalara rağbet gösteriyor. Ve birbirinden ilginç ve saçma sorular yöneltiyorlar mesela. Ortada bir dindarlaşma, dolayısıyla da dini konulara yönelik bir ilgi sözkonusuysa, akıllara durgunluk verecek saçmalıktaki sorular nasıl sorulabiliyor? Bu soruları soranların azımsanmayacak kısmı da mütedeyyin tabir edilen kesimden insanlardan oluşuyor neticede.

Mesela, bir tur şirketinin Mescid-i Aksa için verdiği bir ilana bakalım. Mütedeyyin görünümlü bir çift, Mescid-i Aksa manzaralı “mükellef” bir kahvaltı sofrasında oturuyor ve “Aksa manzaralı kahvaltı” temalı bir reklam söz konusu olabiliyor. Muhakkak ki bunun bir alıcısı var. Aksa’nın birçok insan için anlamı, manzarasına karşı kahvaltı yapılacak, eşiyle “romantik” bir yemeğin “fonu”na indirgenmiş yani!

Benzer birçok kare var aslında. Mesela, Peygamber Efendimiz’e (SAV) ilk vahyin geldiği Hira mağarasının bulunduğu Nur Dağı’nda romantik poz veren muhafazakar çiftler! Fonda Mekke manzarası…

Toplumun dindarlaştığı algısına sebep, muhafazakar insanların daha fazla hayatın içine girmesi, dünyevi nimetlere (iktidarın sermayeyi kanalize etmesi sayesinde) erişebilmeleri ve tadını almaları, bu sebeple sekülerleşmeleri aslında.

Dindar ile muhafazakar ayrımına bakmak meseleyi netleştirebilir. İlkinin özle olan ilişkisi, ikincisinde özü bir detaya indirger ve şekli bir yüzeysellikle yetinmeyi kendince yeterli görür. Bugün yaşadığımız bu değil midir?

İkincisi “amaç uğruna her yol mübah” esnekliğiyle ve gücü hakkın önüne koyan pratik(!) tavrıyla “dindarlaşıyorum” diye aslında dünyevileşmektedir. Basit bir formülasyonla, lüks iftarların panzehiri yardım kuruluşlarına bağış yapmaktır artık. Muhafazakarlaşma akımı, kendi içinde tüm mekanizmalarını oluşturmaktadır yani.

Yaşananlar birer illüzyondan farksız aslında. Dindarlaşma maskesi altında yoğun şekilde bir muhafazakarlaşma! Her şeyi yarım yamalak bilen, öz yerine şekille ilgilenip hiçbir dünya nimetinden de geri kalmamaya çalışan, popüler birtakım acayiplikleri güya din sosuyla harmanlayan bir tipoloji… Dindarlaşma falan yok ortada, tuhaf bir şekilde dindar kimselerin dünyevileşmesi ve bunu yaparken de dindar algısının canına okuması var.

O zaman akla şu geliyor. Bilinç olmayınca, akıl ve mantık, sorgulama ve düşünme eylemleri devredışı kalınca şekli bir dindarlaşma veya muhafazakarlaşma hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bilinçten yoksun olunca geriye kalan da bir posa oluyor sadece.

milligazete

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır