SON HABERLER
 
 
kod: 285265
نظرات: 30 بازدید
Tarih: 21 Eylül 2017 Persembe
Fehmi Koru
“Kürtler oyuna gelmesin” diyoruz, ama ya oyuna gelen bizler isek?
Türkiye’den çıkan aleyhte seslere, MGK toplantısı tarihinin kendileriyle ilgili kararlar için öne alınmasına, savaş beklentisine rağmen, Mesut Barzani ve başında bulunduğu yönetim dediğinden şaşmıyor.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Referandumdan vazgeçmek veya ertelemek gibi bir niyetleri olmadığı anlaşılıyor.

Gazetelere göre, kesinlikle yapılacak referandum…

Size tuhaf gelmiyor mu bu durum?

Yeni hâmiler

Türkiye ile Irak’ın kuzeyindeki yönetim.. karşılaştırılabilecek bir durum yok ortada.. her atılacak adımı önceden Ankara’yla görüşerek ve itiraz edildiğinde vazgeçerek yürütmesine alıştığımız Mesut Barzani

Şimdi “Bağımsızlık referandumunu mutlaka yapacağız” iddialaşması…

Evet, ben de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) kendisine bölgede yeni hâmiler bulduğundan haberdarım: İsrail bütün varlığıyla referandumun arkasında ve ardından gelecek başka adımları da heyecanla bekliyor… ABD de, “Ertelense iyi olur” diyor, ama bunu “Ertelenmese de olabilir” gevşekliği içerisinde söylüyor… AB ülkeleri aleyhte görüş açıklama zahmetine bile katlanmıyorlar… Referanduma karşı çıkmayan bir başka ülke daha var: Rusya…

Bunlardan cesaret alıyor IKBY, biliyorum.

Ancak bu durum bana yine de tuhaf görünüyor.

Mesut Barzani’nin Türkiye’nin hoşlanmayacağı adımı atarken iki defa düşünmesi gerekirdi.

Öyle yapmıyor.

‘Savaş’ tehdidine kadar varan itirazları ciddiye almadığını belli ediyor.

Hayal kırıklıkları

Neden acaba?

İki gün üst üste –yıllar boyu kimbilir kaçıncı kez– yazdıklarımı hatırlayınız.

ABD’de daha çok Pentagon’da yuvalanmış bir kesim, Birinci Körfez Savaşı’ndan (1990-1991) beri giderek artan bir biçimde, güçlü bir Türkiye istemiyor ve gücü kırmanın yolunu koca bir imparatorluk iken Anadolu’ya sıkışmak zorunda kalmış ülkeden bir parça daha koparmakta gördüğünü çok belli ediyor.

Haritaları var ve bunu askeri dergilerde yayınlamaktan da çekinmiyorlar.

Kürtlerin, özellikle de Barzani Ailesi’nin, genel olarak Batı, özel olarak da ABD ve İsrail ile geçmişte yaşadıkları hayal kırıklıkları aslında göz açıcı olmalıydı.

İlk olarak, İran’da kurulan (1945 sonu) Mahabad Kürt Cumhuriyeti sırasında hayal kırıklığı yaşadılar. İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyayı Yalta’da yeniden dizayn edenler (ABD, Rusya ve İngiltere) o Cumhuriyet’in kapısına kilit vurdu.

Barzani Ailesi Rusya tarafından Sovyet Cumhuriyetleri’nin birinden diğerine dolaştırıldı.

Bir sonraki hayal kırıklığı, Molla Mustafa Barzani’nin hayatını Washington’daki bir hastanede tamamlamasına (1979) kadar varan Irak’taki Baas yönetimine isyan hareketiydi. İsyanı İran üzerinden ABD ve İsrail destekliyordu. Saddam İran Şahı ile anlaşınca (1975) ‘bağımsızlık’ gelecek umudundaki Kürtler bir kez daha hayal kırıklığına uğradılar.

Böylesine iki darbeyi Barzani Ailesi yaşadı.

Mesut Barzani yaşı itibariyle ilkinde yoktu, ancak o hayal kırıklığının etkisini de çocukluğunda yaşamış olması lâzım.

İkinci hayal kırıklığında ise babasının yanı başındaydı.

Günümüzde yeni bir ‘ihanete’ uğrayacağını düşünmüyor bile.

Neden acaba?

Silâhlardan arındırılan ülke: Türkiye

Türkiye ile iyi geçinmek.. bölgenin yeniden inşasında birlikte davranmak.. Türkiye’yi karşısına almaktan daha akıllıca bir davranış olurdu aslında; bugüne kadar hep bu yolda mesajlar da veriyordu Mesut Barzani.

Acaba şu sıralarda devlet yetkililerinin birbiri ardına yaptıkları bazı açıklamalar aranan cevaba ışık tutabilir mi?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD’ye doğru yola çıkarken, eleştiri mahiyetinde bir cümle kullanmıştı; dün New York’ta Bloomberg İş Forumu’nda da yeniden aynı cümleyi sarf etti.

Okuyalım:

“80 milyon Türkiye’yi korumak bizim görevimizdir. Bunun içinde ne gerekiyorsa A’dan Z’ye bunu yapacağız. Biz NATO ülkelerinden istediğimiz silahları alamıyorsak, ne yapacağız. Başımızın çaresine bakacağız.”

En son ABD, devlet büyüklerini koruma görevlilerinin silâh ihtiyacını karşılayan firmanın Türkiye’ye tabanca ihracatını Kongre kararıyla engelledi.

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tespitini bir adım ileriye taşıdı.

Okuyalım:

“Bugün birçok Amerikan ve Alman firması, savunma ürünlerinde kullandığımız yedek parçaları örtülü bir şekilde ambargo uygulayarak Türkiye’ye vermiyorlar, geciktiriyorlar. Şu anda içinde yaşadığımız durum, tablo bu.”

Sadece ABD ve Almanya değil, Avusturya, Hollanda, Belçika ve Fransa da Türkiye’ye silâh ihracatına ambargo uyguluyor.

Daha önce sattıkları silâhların yedek parça ve mühimmatlarını bile vermemeye başladılar.

Tam da Irak’ın kuzeyinde ‘bağımsızlık referandumu’ hazırlıkları başladığı günlerde…

İdlib ve Afrin’e askeri müdahaleden söz açılmışken…

‘Fırat Kalkanı operasyonu’ sırasında o zamana kadar yedeklenmiş silâh ve mühimmatın büyük bölümünün kullanıldığı da biliniyor.

Bunları Mesut Barzani de biliyor elbette ve hesabını da bu durumu aklında tutarak yapıyor.

Hesaplar.. hesaplar..

Peki ya Pentagon’da ve diğer Batı ülkelerinde Türkiye ile ilgili olumsuz tavırlarını politika haline dönüştürme imkânını elde etmiş olanlar?

Onların hesapları ne?

Türkiye’yi savaştırarak bölge halkları arasındaki ilişkileri ‘kan davası’ ile içinden çıkılmaz hale getirmek olabilir mi?

Silâhsız ve mühimmatsız bıraktıkları Türkiye’yi…

En iyisi burada durayım.

Ancak Ankara’da politika belirleyenlere.. MGK’ya katılan siyasilere.. benim bıraktığım yeri daha da ileriye taşımalarını tavsiye ederim.

Bizler oyuna geliyor olmayalım diye…

fehmikoru

Anahtar Kelimeler
Değişen Oyunlar
 | 
Siyaset'
 | 
Kürtler
 | 
TRJAMNEWS
 | 
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır