kod: 285454
نظرات: 93 بازدید
Tarih: 12 Ekim 2017 Persembe
Mehdi Aksu
ŞAŞI OLAN ŞAŞI BAKAR ŞAŞI GÖRÜR!
Bir toplumda kaleme alınan bir esere, makaleye, bir kişiye, bir olaya farklı tepkiler verilmesi ve konu hakkında farklı seslerin çıkması bakışlar ve görüşler neticesinde değer yargısının ve seslerin farklılığından kaynaklanır.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

   Bütün insanlar dünyayı terk edip gittikten sonra geride kötü veya iyi ses bırakırlar. Kimi insanların da geride sesleri bile kalmaz. Geride iyi ses bırakanlar dünyada iyi seslerin peşinde ve yanında olan insanlardır. Kötü sesler de bırakanlar kötüler, kötülüklerin yanlarında yer alanlardır. Kimileri de hiçbir ses bırakmazlar, iyi veya kötü olarak konuşulmazlar. Bu dünyada hiç yaşamamış gibidirler. Zira bir ot misali yaşamışlardır yani nötr’dürler. Bu durum herkesin bakışına ve görüşüne göre yaşamasından kaynaklanır.

   Bir toplumda kaleme alınan bir esere, makaleye, bir kişiye, bir olaya farklı tepkiler verilmesi ve konu hakkında farklı seslerin çıkması bakışlar ve görüşler neticesinde değer yargısının ve seslerin farklılığından kaynaklanır.Bazı insanlar durduğu yere, baktığı mekâna ve bulunduğu konuma göre olaylara, kişilere bakar ve olaylara, kişilere bu şekilde baktığı zaman da, olayları, kişileri dilediği gibi görür ve analiz eder. Oysa olması gereken insanın şaşı mantığına sahip olmadan, olaylara, kişilere iman, akıl, hak ve insaf terazisinde bakmasıdır. Şaşı olanlar olayları ve kişileri çıkarları doğrultusunda değerlendirirler ve ona göre pozisyon alırlar.

   Olaylara, gerçeklere, temiz kişilere şaşı bakma hadisesiEmevilerin, haricilerinkötü miraslarındandır. Emeviler, hariciler kalpleri bozuk, gözleri şaşı olduğu için Hz. Peygamber efendimizden sonra İslam’ın en büyük vicdanı ve mizanı olan Hz. Ali’ye bile şaşı bakmışlardır. Hz. İmam Ali, EmevilerinMüslümanlara verdiği zararı anlatırken şöyle buyurmuştur; “Emeviler din ve İslam elbisesini giydiler ama tersine çevirerek giydiler.”  Din elbisesini tersinden giyenler gerçek din-diyanet sahiplerine şaşı bakarak, kendi dinsizliklerini, kendi fitne ve fücurlarını onlar hakkında anlatmış ve anlattırmışlardır. Şaşı olanların dünyasında durum dün bundan ibaret olduğu gibi bu günde durum bundan faksız değildir. 

   Emeviler, gasp ettikleri İslam elbisesini tersinden giyerek temiz insanlara ve gerçeklere şaşı baktıklarından dolayı Allah onları ebediyen rezil ve rüsva etti. Demek ki şaşı olmanın ve şaşı bakmanın akıbetinde rezil ve rüsva olmak vardır. Hiçbir şaşı bu gerçekten ve bu akıbetten kaçamaz.

    Elbiseniz ne kadar şık olursa olsun, ne kadar pahalı olursa olsun onu tersine giymişseniz, sizi dünya âleme rezil eder. Yani zahirde diliniz ne kadar tatlı olursa olsun, cümleleriniz ne kadar din-diyanet içerikli olursa olsun şaşı olduktan sonra er ya da geç rezil ve rüsva olma akıbeti ile her geçen gün yalnızlaşırsınız.

   Hani bir hadisi şerif de “Kişi bilmediğinin düşmanıdır” buyrulmuştur ya. İnsanın malumatının temelinde İslami değerler olmayınca, böyle bir insanın meçhulatı her geçen gün çoğalır, meçhulat çoğaldıkça başkalarının değerlerine şaşı bakmaya başlar ve şaşı baktıklarının doğrularını eğri, artılarını eksi olarak görür ve gördüğü gibi de yorulmadan, usanmadan her önüne gelene anlatır durur. Nitekim kendilerinden başka kimseyi adam görmeyen, kimseyi Müslüman kabul etmeyen bu şaşıların düşünceleri ve bu düşünceler doğrultusunda nefret dolu söylem ve eylemlerinin sebebi işte bundan kaynaklanmaktadır.

   Bütün insanlar değerlerine ve şakilesine/karakterine göre değer verir ve ona göre tavır sergiler. Tıpkı, Kızılderili örneğinde olduğu gibi: Bir gün büyük bir şehrin kalabalık bir semtinde bir grup iş arkadaşı, bir ara dışarıya çıkarlar. Gruptan biri, Kızılderili’dir. Yolda yürürken şehrin kalabalığından dolayı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek cırcır aramaya başlar. Yanındakiler, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder. Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder.  Kızılderili, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların ön tarafında küçük bir bahçede bir cırcır böceği bulurlar.

Arkadaşı hayretler içinde şaşırarak, Kızılderili’ye: “Senin olağan üstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?” diye sorar.

Kızılderili; bu sesi duymak için olağanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyler, arkadaşından kendisini takip etmesini ister.

Yolun kenarındaki kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar.

Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol ederler.

   Kızılderili, arkadaşına dönerek: Gördün mü bu insanların tavırlarını! “Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi değerlerine göre görür ve değerlerine göre duyar ve yine değerlerine göre değerlendirirsin.” İşte bundan dolayıdır ki, ukbayayürekten iman getiren insanların bakışları, görüşleri ve bunun neticesinde değer yargıları ukbanın ve dünyanın tek sahibi olan yüce Mevlanın kıstaslarına göre olur. Ama insanın bakış ve görüşleri neticesinde kıstasları riya, çıkar, makam, menfaat, dünya olursa, işte o zaman bütün her şeye bunlara göre (şaşı) bakar ve böylelikle sonunda dünyada rezil, rüsva olur ahirette ise hüsrana uğrar.

Selam ve dua ile…

Mehdi AKSU

TR.JAMNEWS

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır