kod: 285593
نظرات: 612 بازدید
Tarih: 25 Ekim 2017 Çarsamba
Mehdi Aksu
KÖTÜLÜK YAPTINMI KORK ÇÜNKÜ...!
Kötülük yaptın mı kork, çünkü o bir tohumdur,Allah yeşertir karşına çıkartır..!
0 0 View 2 نظر
[+] metin Boyutu [-]

   Allah'ın dünyadaki sünnetlerinden ve kanunlarından biri amelin karşılıksız kalmamasıdır. Amel ister iyi, ister kötü olsun İlahi kanuna ve sünnetullaha göre muhakkak karşılığı olacaktır. İyiyse iyi, kötüyse kötü. Dünyada hiçbir fiil karşılıksız kalmaz.

Mevlana ne de güzel demiştir;

   Kötülük yaptın mı kork, çünkü o bir tohumdur,Allah yeşertir karşına çıkartır..! Bu dünya bir dağa benzer. Dağda bağırdığı zaman kendi sesi yankılanarak kendisine dönen insan gibi dünyada yapılan her fiilin karşılığı da insana geri döner. Bu manada Fars atasözünde şöyle denilmiştir; Ne ekersen onu biçersin; gülden gül, dikenden diken.

   Ahlak kitaplarında şöyle bir olay anlatılır. Vaktiyle kıskanç bir kadın ufak bir ticarethanesi olan komşusunu çok kıskanıyordu. Onun işlerinin ilerlemesine tahammül edemiyordu. Derken ona zarar vermek ve onu öldürmek için ihsan unvanında zehirli bir helva yaptı ve sabah erken saatte komşusunun çıkmasını beklemeye koyuldu. Komşusu evden işe çıkarken, komşusuna bu helvayı ihsan olarak yaptım, buyurun sizde alın dedi.

   Olup bitenlerden habersiz olan şahıs helvayı aldı, Allah kabul etsin deyip helvayı iş yerinde yemek için çantasına bıraktı. Ticaret hanesine giderken yolda iki kişi ile karşılaştı. O iki kişi, biz kaç gündür yol geliyoruz, yiyeceğimiz olmadığı için çok açız dediler ve ondan yardım istediler. Oda çantasındaki helvayı çıkarıp onlara verdi ve yoluna devam etti.

   Zehirli helvadan habersiz olan iki kişi helvayı yedikten sonra oracıkta can verdiler. Askerler o iki kişinin cenazesini bulup hâkimin yanına getirdiler. Hâkim olayın ve cinayet sebebini ve katilin araştırılmasını istedi. Askerler olayı araştırırken, bu adamların ölmeden önce o tüccarla konuştuklarını öğrendiler. Askerler, olaylardan habersiz olan tüccarı alıp hâkimin yanına getirdiklerinde, tüccar o iki adamın cenazesi ile karşılaştı. Hâkim, bunları sen mi öldürdün dedi. Hayır, efendim diye cevap verdi. Hâkim, bunlar yedikleri bir şeyden zehirlenip ölmüşler dediğinde, tüccar hâkime, o helvayı bana komşum olan bir kadın ihsan niyetiyle verdi, bende aldım ve iş yerinde yemek için çantama bıraktım ama bu iki kişi yolda benden yardım isteyince helvayı çantamdan alıp bunlara verdim ve yoluma devam ettim dedi.

   Hâkim askerlere o kadının getirilmesini emretti. Kadın alınıp hâkimin yanına getirildiğinde, hâkimin huzurunda iki cenazeyi gören kadın, vah kardeşim, vah kocacığım feryatları ile ağlamaya başladı. Olay açıklığa kavuşmuştu, kıskançlığından dolayı komşusuna kuyu kazan kıskanç kadın kazdığı kuyuya kendisi düşmüştü.

Şairde şöyle demiyor mu; Kuyu kazma başkasına, önce düşersin kendin o kuyuya.

   Bu tür acı ve kötü sonlarla sonuçlanan olaylar, kıskançlıktan dolayı kalbin taşlaşmasından kaynaklanır. Zira kıskançlık bu dünyada insanın kalbinin taşlaşmasına sebep olduğu gibi, ahirette de hüsrana uğramasına yol açar. Hz. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyorlar; “Kıskançlığın neticesi, dünya ve ahirette bedbaht olmaktır.” Başka bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor; “Kıskançlık bedeni eritir.”(Nefis Tezkiyesi, sayfa. 358)

   Haset, kin, nefret, gıybet, yalan, iftira vb. günahlar çok tehlikeli günahlar olup insanı küfre bile götürebilir. Günahın insan dünyasına, ahretine ve sağlığına birçok zararları vardır ve yine bu hastalıkların insanın hayatının her aşamasına menfi yönleri vardır.

   Sonuç itibarı ile yukarıda adı geçen günahlar insanı dinsizlik vadisine atar ve insanın biçare olmasına ve iki cihan saadetini yitirmesine sebep olur. Bu konuda Kuranı Kerim’de ve rivayetlerde fazlasıyla açıklama yapılmıştır. Allah’u Teâlâ şöyle buyuruyor; “Sonunda, Allah’ın ayetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kötülük yapanların akıbetleri pek fena oldu.” (Rum, 10)

   Hz. Ali aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Din kardeşine kuyu kazanın kendisi kazdığı kuyuya düşer.” (Ğurer'ul Hikem, c. 5, s. 369)“Allah din kardeşine kuyu kazanı kazdığı kuyuya düşürür.” (Ğurer'ul Hikem, c. 5, s. 365)

Selam ve dua ile

 Mehdi AKSU

TR.JAMNEWS

YORUMLAR
Ali Murat Taş:

Zehirli helvadan habersiz olan iki kişi helvayı yedikten sonra oracıkta can verdiler. Askerler o iki kişinin cenazesini bulup hâkimin yanına getirdiler. Hâkim olayın ve cinayet sebebini ve katilin araştırılmasını istedi. Askerler olayı araştırırken, bu adamların ölmeden önce o tüccarla konuştuklarını öğrendiler. Askerler, olaylardan habersiz olan tüccarı alıp hâkimin yanına getirdiklerinde, tüccar o iki adamın cenazesi ile karşılaştı. Hâkim, bunları sen mi öldürdün dedi. Hayır, efendim diye cevap verdi. Hâkim, bunlar yedikleri bir şeyden zehirlenip ölmüşler dediğinde, tüccar hâkime, o helvayı bana komşum olan bir kadın ihsan niyetiyle verdi, bende aldım ve iş yerinde yemek için çantama bıraktım ama bu iki kişi yolda benden yardım isteyince helvayı çantamdan alıp bunlara verdim ve yoluma devam ettim dedi.

رد

1

0

Ali Murat Taş:

Güzel açıklamışsınız hocam Allah razı olsun: Haset, kin, nefret, gıybet, yalan, iftira vb. günahlar çok tehlikeli günahlar olup insanı küfre bile götürebilir. Günahın insan dünyasına, ahretine ve sağlığına birçok zararları vardır ve yine bu hastalıkların insanın hayatının her aşamasına menfi yönleri vardır.

رد

1

0

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır