SON HABERLER
 
 
kod: 285837
نظرات: 100 بازدید
Tarih: 15 Kasım 2017 Çarsamba
Ahmet Tanrıkulu
Lübnan’ın içi ve dışında Saad Hariri’nin istifasının hedefleri
Saad Hariri’nin Riyad şehrindeki istifası, Lübnan genelinde ve batı asya bölgesinde bazı hedefleri içermektedir. Bu yazı, kendi çapında bu hedeflerin bazı boyutlarını analiz etmektedir.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Saad Hariri’nin Arabistan’ın başkenti Riyad’da olan istifası, Lübnan ve batı asya bölgesinin özel şartlarda olduğu bir zamanda açıklanmıştır ki bu duruma dikkat etmek, Hariri’nin hareketinin değişik boyutlarını analiz etmeğe yardım edecektir.

İlk olarak, Lübnan’ın içişleri boyutunda, siyasi baskıda iki yılın geçmesiyle Michel Aoun’u Cumhurbaşkanı unvanıyla seçebilmiş ve ondan sonra yaklaşık bir yıl zarfında siyasette göreceli kararlılığı tecrübe etmiştir.

İkincisi, Lübnan’ın eski dışişleri bakanı Adnan Mansour’un dediği gibi: Lübnan, toplumsan ve ekonomik olarak ideal şartlarda değildir. Bu açıdan ekonomisinin daha da aşağı duruma gelmesine tahammül edemez.

Üçüncüsü, 2018 yılı Mayıs ayında Lübnan’da seçimler olacaktır.

Dört, Hizbullah bir direniş gücü olarak komşu ülkelerdeki rolünü ifa etmesine ilave olarak, teröristlerin ve siyonistlerin saldırılarına karşı Lübnan’ı korumayı başarmıştır.

Beş, Hizbullah’a karşı Amerika’nın ambargoları onaylanmıştır.  

Bölgesel boyutuyla ele aldığımızda;

İlk olarak, bu konuyu ele almamız gerekir ki IŞİD coğrafi açıdan elinde bulundurduğu birçok bölgeyi kaybetmiştir.

İkincisi, Suudi Arabistan, bölgesel sorunlara oranla Suriye, Yemen ve Lübnan gibi ülkelerden daha iyi durumda değildir.

Üçüncüsü, Amerika’nın üst düzey makamları, Riyad’a olan resmi ziyaretlerini ve Arabistanla olan bölgesel işbirliklerini başlatmışlardır. IŞİD’ın yenilgisiyle Amerika bölgede İran’ı kontrol etmeğe dikkat ettiğine değinmek gerekir.

Dört, Suudi Arabistan yolsuzluklarla mücadele bahanesi ile devletin üst düzey makamlarını tutuklamış ve ondan sonra Saad Hariri’nin bu ülkede istifası açıklanmıştır. Bu iki olay, Arabistan’da gücün eldeğiştirmesiyle eşzamanlı olmuştur. Yukarıda söylenen Lübnan’ın içindeki şartlara ve Saad Hariri’nin istifa açıklamasına dikkat ettiğimizde, Saad Hariri’nin ve işbirlikçilerinin birkaç hedefi olduğu akla gelmektedir. Birincisi şudur ki Lübnan halkının fikirlerinde kararsızlık ve siyasi baskı oluşturarak etki bırakmak. Halkın dikkatini, Lübnan’ın ekonomik durumuna ve Amerika’nın Hizbullah aleyhine almış olduğu ambargolara doğru yöneltmek. Bu işle ilk olarak, Hariri’nin istifasından sonra Lübnan’daki direniş hareketi kabineyi yenileyemez ve Hizbullah üyelerini kabineye seçemez. İkinci olarak, gelecek seçimlerde Lübnan halkı, direniş ve Siyonist rejim karşıtı ilkeleri ya da Hizbullah ile etkileşimde Lübnan bankalarının ekonomik sorunlarından birini seçmeleri gerekmektedir. Şu anda önümüzdeki seçim şartlarının zor olduğu tahmin edilmektedir ama 14 Mart olayları, bu savaştan istifade ederek Hizbullah’ın toplumsal güvenini zayıflatma gücündedir. Diğer taraftan Saad Hariri kendi şahsi sayfasında, Lübnan arap vatandaşlığı ve Farsların ona egemen olmamaları gerekliliğine ve yine Hizbullah’ın silah gücüyle Lübnan’da İran’ın kolu olarak nüfuz edememe iddiasını vurguladı. Bu iddiaların planı analistçilerin zihnini şu tarafa yönlendirmektedir ki Arabistan ile anlaşma olayı, Hizbullah’ın silinmesi veya zayıflatılması ciddi olarak Lübnana’da etki bırakmamasını kendi yapacağı iş gündemine almıştır. Arabistan, Lübnan’ın askeri desteği ile Hizbullah’ın Lübnan’da güvenliği sağlamasını azaltmak için çalışmaktadır. Bölgesel boyut konusunda açıklamasında söylendiği gibi Hariri’nin ve Suudi Arabistan asıl hedefi, batı asyada İran’ın kontrol edilmesidir. Bu hedefe ulaşmak için ilk olarak Lübnan’ı İran ile anlaşmadan ayırmak gerekir ve bu durum Hizbullah’ın zayıflatılması ile mümkündür. Diğer taraftan Doktor Velayeti’nin Lübnan’a resmi ziyaretinde Suriye’de Ragga tarafına direniş güçlerinin ilerlemesi ele alınmıştır. Şunu da açıklamak gerekir ki Amerika’nın dersteklediği kürtlerin Ragga’yı ele geçirmelerinden sonra Thamir al-Sabahan, Amerika’nın temsilcisi Mc Gurk ile birlikte IŞİD karşıtı itilafla bu bölgede görülmüşlerdir. İhtimal olarak Lübnan’da bu sıkıntıların oluşturulmasında Suudilerin davranışlarının sonuçlarından biri şudur ki Hizbullah gücünü Lübnan’ın içine doğru kaydırmalı ve Suriye’de, özellikle Ragga’dan ayırmalıdır. Diğer taraftan Arabistan ve Siyonist rejimin ortaklık alametleri ve Netanyahu’nun Hariri’nin istifasındaki sevinci ve yine Lieberman’ın Siyonist askerlerinin İran ile karşılaşmaya hazır olduğunu vurgulaması şunu göstermektedir ki Lübnan’da ve bölgede meydana gelebilecek olan sıkıntı Filistin sorununu Arap ve dünyasının öncelikli olan meseleliğinden uzaklaktıracaktır. Sonuçta Kudüs’ü işgal eden Siyonist rejim, kendi plan ve siyasetlerini batı asya bölgesinde ve Filistinde daha fazla uygulayacaktır. Saad Hariri’nin Riyad şehrindeki istifası ve onun Suudi makamlarla sürekli olan görüşmesi, İran’ın durdurulma planını göstermektedir.

Bu istifanın hedefi, Lübnan’ın içişleri boyutunda Hizbullah’ın tehdit edilmesi ve zayıflatılmasına bağlıdır. Bölgesel boyutta ise, İran’ın nüfuz gücünün azaltılması ve Arabistan’ın etki gücünün artırılması olarak düzenlenmiştir.

Ahmet Tanrıkulu

TR.JAMNEWS    

YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır