kod: 285895
نظرات: 40 بازدید
Tarih: 20 Kasım 2017 Pazartesi
Nihat Genç
Şu Dogville meselesini de bir ara çözelim
Yani sözle azizelik (insanlık, demokratlık, diyelim) başka şey işkence ve zulümleri yaşayıp hala bu insanlara aynı gözle bakmak, başka şey...
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Lars von Trier bizim kuşağın çok etkileyici bir yönetmenidir, aklımızı başımızdan alan çok filmi olmuştur, aslında hangi filmi çekse biz “entellere”(!) dert ve bela olmuştur.

Dogville 2003’de çekildi ama konusu hala tartışmalı.

Çünkü Trier bir film değil “felsefe” çekti, bağışlama, kibir, katlanma, hoş görme’nin dini ve felsefi tartışmasını sahneledi.

Filmin konusu çok basittir ancak üç saatlik film bitmeden şifre, mesaj ve dini ve felsefi kodlarla dolu bu film ne anlatıyor’u çözmeniz mümkün değildir.

Mafya babasının dünya güzeli kızı Grace (Nicole Kidman) hasımlarını öldüren babasına “insanları niçin affetmiyor, cezalandırıyorsun?” diyerek kaçar ve Amerika’nın bir dağ kasabasına saklanır.

Grace, kasabaya bir melek gibi iner, ışık gibi güzelliği herkesi büyülemiştir.

Yavaş yavaş kasabayı ve Grace’i tanırız, ilk bölümler tanışma faslıdır ilk yıl kasaba saklanmış cennet gibi güzeldir.

Olaylar gelişir ve huzur dolu görünen kasabanın gerçek, sahici, arka ve şeytan yüzü ortaya çıkar, sonuç, nerdeyse her kasabalı Kidman’a tecavüz eder, en ağır işkenceler, en ağır hakaretlere aşağılanmalara maruz kalır. İşkence ve aşağılanmalar katlanılmaz bir hal alır.

Bu ağır ve defalarca tecavüze rağmen Grace kasabaya katlanır, bağışlar, alttan alır, onların insan olduğunu pekala suç işleyebileceklerini ama özlerinde insan olduklarını savunur, ama bir yere kadar.

Sonunda yıllardır onu köşe bucak arayan mafya babası gelir ve Grace’i nihayet bulur, filmin son on dakikası, babasıyla arabada tartışmayı gösterir, niçin kaçtığı, babasıyla aralarındaki hayat görüşleri neden farklıdır, anlarız.

Mafya babası, kızım der, tabii ki insanları affedebiliriz, der, ama affedilmeyecek suçlar var, “kızım”, der, sen herkesi affederek aslında büyük bir kibir gösteriyorsun, ben herkesten üstünüm, demeye getiriyorsun, bu kibrin bir insana hak ettiği cezayı vermekten daha ağır bir ahlaksızlıktır.

Ve bu tartışma sonrası kasabada canlı canlı işkenceler tecavüz yaşamış Nicole Kidman’ın bağışlayıcı her şeye katlanan “azize” karakterinin değiştiğine şahit oluruz.

Ve, ınnın ınn, Nicole Kidman, babasının gücünden ister, burada babasının aslında “tanrı” da olabileceği varsayılabilir, babası kızına “gücünden” verir, ve Nicole Kidman köpek hariç bütün kasabasının yakılması ve öldürülmesini emreder.

Köpek, saf masum günahtan azade “içgüdü” olduğu için sadece köpeği öldürmez.

Filmin hikayesi bu kadar basittir, ancak İsa, İncil, Azize, Sabır, Bağışlama, üzerine kurulmuş bir felsefi metindir.

Bir azize gibi her tecavüze katlanan Grace sonunda ne oluyor da kasabaya dehşet salan manyak bir katile dönüşür?

UTANÇ VERİCİ BİR CEHALET

İşte film bize Grace’in fikirleri ve karakterinin nasıl değiştiğini anlatır!

Sözle insanları affetmek başkadır yaşanan acılar başkadır.

Kasabaya gelmeden önce Grace insanları tanımıyordu, tanımadığı insanlığı bağışlamak, af, azizelik, yardımseverlik, iyilik ve hep alttan alarak, dünyasını ve dolayısıyla dünyayı değiştireceğine inanıyordu.

Kasaba hayatı ona insanların içindeki şeytanı ve şeytanın kendi bedenine yaşattığı bitmek bilmez ve katlanılmaz acıları işkenceleri tanıttı…

Yani sözle azizelik (insanlık, demokratlık, diyelim) başka şey işkence ve zulümleri yaşayıp hala bu insanlara aynı gözle bakmak, başka şey...

Grace’in fikirleri ve karakteri “sıcak temasla” değişir, yani affetmek ağızla kolaydır, ancak o tecavüz ve işkencelere bedeniniz maruz kalınca hayat felsefeniz ruhunuz ikliminiz psikolojiniz varlık nedeniniz değişir.

Ve filmin çok büyük başarısı, izleyen herkese kasabanın yakılmasını onaylatıp seyirciyi “dehşete” ve kasabalıların tümünün öldürülmesi fikrine ortak yapmayı başarmasıdır.

Filmin üzerinden onbeş uzun yıl geçmesine rağmen ülkemizde film eleştirmenlerinin ve aydınların Dogville filminin bu kadar “açık” mesajlarını okuyamaması ve konuyu bir türlü anlayamaması ise, utanç verici bir cehalettir. Lafım kısadır, tarihin büyük romanlarını ve filmlerini anlayacak zekada değil ve anladığınızı herkese ifade edemiyorsanız, büyük eserler inşa edemezsiniz.

Mesaj şu kadar basit: “Kitaptan, ağızdan, dinden, iyilikten lafla bağışlamak kolay, o işkenceleri bir yaşa, seni de görelim.”

BU ŞEYTANLARA SESLENİYORUM…

Filmde Nicole Kidman’ı “cumhuriyetimize” benzettim, bu yüzden özellikle cumhuriyet savcıları ve hakimlerinin bir dinlenme akşamında bu filmi mutlaka izlemelerini tavsiye ediyorum.

Özellikle, bugünlerde toparlanıyoruz, umutlanıyoruz bir ışık gördük heyecanıyla yeniden örgütlenme heyecanı yaşayan Fetöcülerin de izlemesini istiyorum.

Bugünlerde çok tuhaf şekilde Fetöcü twit hesaplarında ve internet siteleri yorumlarında büyük bir hareketlilik yaşanıyor.

Hesap soracağız, cezalandıracağız, siz gününüzü göreceksiniz, mealinde tehditleri yine ortalığa salmaya başladılar.

Bu hesaplar ve hangi sitelerde hangi yorumları yapıyorlar, hangi partilere ve yazarlara ve internet sitelerine sızmaktalar yakın takibimizde.

Bir cevvallik bir hareketlilik, dikkatimizde.

Bu şeytanlara buradan sesleniyorum, Cumhuriyet artık sizin her türlü pislik ve kumpaslarınızı oynatacağınız yer değildir, Cumhuriyet aklen fikren çok değişti ve tetiktedir…

Türk milleti çok değişmiştir, bundan beş ya da on yıl öncesi o kolayca tecavüz ettiğiniz, manipüle ettiğiniz, parasını çaldığınız, dinini kitabını sattığınız o Türkiye yok karşınızda…

Yaşattığınız işgal, bomba, kumpas, ajanlık ve acılar, bu acıları korkuları tecavüzleri birebir yaşadık, ve milletimizi çok değiştirmiştir.

HALA APTAL, KUKLA VE KÖPEKSİNİZ

Af, asla olmayacaktır, bağışlama, kitabımızda yoktur.

Şu anda dünyanın hangi coğrafyasında gittiğiniz okullar, açtığınız dükkanlar, bindiğiniz uçaklar, adresleriniz tek tek kayıt altına alınmaktadır, dünyanın bütün coğrafyalarında peşinize düşmek, size dünyayı dar etmek, bu milletin ve bizim boynumuzun borcudur.

Şeytani uyanıklığınıza hala çok güveniyorsunuz, bir hükümet değişmeyle ya da Nato’yla hesaplaşmayla ya da Zarrab davasıyla hala önünüzün açılacağını sanacak kadar hala aptal, kukla, kör ve köpeksiniz.

Fetö davası Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin davasıdır.

Asırlar geçse dahi beş kuşak sonrasındaki tohumlarınızın tohumları dahi bulunup yakalanıp cezalandırılacaktır.

Türk ordusuna tecavüz ettiniz, Türk Milletinin ırzına geçtiniz, Türkiye’nin iyi niyetini demokrasini medyasını hain düşmanlarla ortaklaşıp manipüle ettiniz ve hala bir şansınız kaldığını sanacak kadar ham hayaller içindesiniz.

Sizi var eden bütün kaynaklar irtibatlar düşmanımızdır.

Hala bir umut peşindesiniz öyle mi, hala hangi yalan umutların peşindesiniz, vicdan mı bıraktınız hukuk mu bıraktınız…

Esirgeyen bağışlayan Allah affetsin, bu topraklar affetmeyecektir.

Bu topraklar artık yalanlarınıza, ucundan sığındığınız partilere, hala sızmakta olduğunuz internet sitelerine ve yazarlarına ve gazetecilerine, hiçbirinin gözünün yaşına, asla bakmayacaktır.

Bunları söylerken hiç de üzgün değil aksine çok gururluyum: Zerre ucundan kenarından birazcık affınıza inananın dahi düşmanıyız!

Devletimize, cumhuriyetimize ve dinimize ve birliğimize bunca tecavüzü normal görecek geçiştirecek hukuk kılıfına uyduracak arada kalanları güya ayıklayalım bahanesiyle yasa değiştirecek şerefsizlerden hiç değiliz.

odatv

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır