SON HABERLER
 
 
kod: 286060
نظرات: 20 بازدید
Tarih: 4 Aralık 2017 Pazartesi
Rafet Ballı
Bilelim: Ambargo delinirken ABD susmuştu
“Sarraf dosyası”na devam edelim. “Dava” yerine “dosya” diyoruz. Çünkü, Sarraf “itirafçı tanık” oldu.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

“Dava”, Halkbank’tan Hakan Atilla’nın üzerine kaldı.

***

İddianameden başlayalım.

Bakıyoruz: Rıza Sarraf 2010’dan itibaren ABD’nin takibinde.

Her ne yapıyorsa ABD biliyormuş.

Çünkü: İddianamedeki suçlamalar 2010-2015 yıllarına ait.

Bir başka iddia: CIA’nın Sarraf’ı izlemesi 2007’ye kadar uzanıyor.

Birinci tespit bu.

***

İkinci tespit. Sarraf’ın faaliyetlerini takip ettiklerine göre...

ABD bir şey daha biliyordu: Türkiye “ABD ambargosu”nu deliyordu.

***

Soralım: Bu “bilgi”ye rağmen ABD ne yaptı?

“Cevap”tan önce bir parantez açalım.

Bir soru daha soralım: 2010’da, 2011’de, 2012’de Türkiye’yi kim yönetiyordu?

Cevap: Malum.

Madem: Tayyip Erdoğan’ın yönettiği Türkiye “ambargoyu deliyordu”.

ABD’yi yönetenler buna karşı ne yaptılar?

***

Sorular anlamlı.

Onlara göre, Erdoğan her şeyden haberliydi.

Hatta onayı vardı.

***

“Başkan” düzeyinde bir cevap.

Ama: Sorular gibi cevap da anlamlı.

Tarih: 30 Ocak 2012.

Time dergisi: Politikada ABD’nin iki büyüğünden biri.

Kapak konusu: Obama’s World (Obama’nın dünyası).

İmza: Fareed Zakaria’ya.

Dönemin ABD Başkanıyla uzun bir görüşme yapmış.

***

Sormuş: “Diplomatik duruşunuz soğuk ve mesafeli olduğu için ve başka liderlerle kaynaşmadığınız gerekçesiyle eleştiriliyorsunuz.”

“Dostluk kurduğunuz yabancı liderler var mı?”

Barack Obama, bir çırpıda 5 isim sayıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel.

İngiltere Başbakanı David Cameron.

Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan.

Hindistan Başbakanı Manmohan Singh.

Güney Kore lideri Lee Myung-bak.

***

Hangi ülkeler yok listede?

ABD’nin en yakın müttefikleri: İsrail, Fransa, Kanada, Japonya, Suudi Arabistan...

***

Erdoğan’ın ise iki sıfatı var:

Obama’nın 5 “best friend”i arasında.

Ve telefonla en çok görüştüğü isim.

Zaten Obama’nın Erdoğan Türkiye’sine “muhabbeti” eskiydi.

Başkanlık koltuğuna oturmuş... İlk resmi ziyareti için Türkiye’yi seçmişti.

***

Oysa, Erdoğan kimdi?

Bir: Onlara göre, “ABD’nin İran ambargosunu deldiren” lider.

İki: Psikolojik bir detay... ABD devletinin en sevgilisi İsrail’e güya “ayar veren” isim.

Şu meşhur “one minute” olayını kastediyorum (30 Ocak 2009).

***

ABD’nin “Erdoğan hikayesi”ne devam edelim...

Çok değil 16 ay sonrası.

Tarih: 16 Mayıs 2013.

Obama, “best friend”ini Beyaz Saray’da ağırladı.

Heyette MİT Müsteşarı da var.

Öğrendik ki: ABD Başkanı, Hakan Fidan’ı adeta azarlamış.

Sonuç: En gergin... En soğuk görüşme. Bir tür yol ayrımı...

***

O günü...

Bugün New York’taki davayı...

Irak ve Suriye’de karşı karşıya gelmeyi...

Reklamdan sonra devam ediyor

Açıklayan anahtar burada.

Bir şeyler değişmişti.

Değişenler: Obama ve Erdoğan’ın kişilikleri değildi elbette.

Washington için sıkıntı yaratan gelişme: Suriye’de başlamıştı.

***

Biraz açalım. 2013 baharı...

Suriye’deki manzara şudur.

AKP, ABD politikalarının peşinden sürüklenmekte.

Beşar Esad yönetimi zayıflatılmış....

Etnik ve mezhebi temelde... Ülke parsellenmeye başlamış.

***

Bir tarafta IŞİD... Diğer radikal gruplar...

En önemlisi de PKK/PYD.

AKP gecikerek de olsa farketti ki: PKK, Suriye’nin kuzeyinde üç kanton birden kurmuş.

***

Ankara devlet aklının tespiti: Bu bir Amerikan projesiydi.

Kantonlar birleştirilecek... Akdeniz’e uzatılacaktı.

Asıl hedef netleşmişti.

Görünüşte “Büyük Kürdistan”.

Gerçekte İkinci İsrail kurulmak isteniyordu.

***

İşte bu yüzden.... AKP iktidarı direnç göstermeye başladı ABD’ye.

Yalpaladı... Gel gitler yaşadı...

Fakat: Sonuçta bölgesel ittifaka yöneldi.

***

ABD için siyasi sonuç: Erdoğan tercihli kategoride değildi artık.

Hatta: Gözden çıkarılmıştı.

Washington “Erdoğan’sız AKP” projesine geçti.

***

Sonrasını biliyoruz.

17-25 Aralık (2013) hamlesi...

15 Temmuz (2016) darbesi...

Yaygın... Sarsıcı terör eylemleri..

Hepsi: Türkiye, ABD politikalarından sapmaya başladığı içindi.

***

Sonuçlar:

Bir: Evet, ortada bir ambargo kararı var.

Fakat bu, BM’ye değil ABD’ye ait.

***

İki: Yine evet...Türkiye ABD ambargosunu deldi.

Yasal olarak uymak zorunda değildi çünkü.

Milli çıkarlarımız böyle gerektiriyordu.

***

Üç: Evet... Daha en başından ABD her şeyin farkındaydı.

Zaten, Türkiye’yi yönetenler de ABD makamlarına söylemişti.

Halkbank kanalı birlikte seçilmişti.

Gözetim altında olsun diye.

***

Dört: Evet... ABD bilmesine rağmen fazla sorun etmedi.

Çünkü: Türkiye’ye ihtiyacı vardı.

Tayyip Erdoğan’dan da fazlasıyla memnundu.

Fakat: Türkiye, ABD politikalarına direnç göstermeye başlayınca...

Washington ambargoyu masanın üzerine koydu.

***

Beş: Evet... Daha ilk günlerde yazdık...

Süreçte bir de rüşvet çarkı dönmüş....

Ama ABD yasalarının alanına girmez bu.

Bizim iç meselemizdir.

Siyaseten de... Hukuken de gereği yapılır.

***

Altı: New York’taki davanın hedefi Türkiye’dir.

“Yargılanan yolsuzluktur... Hedef de sadece Erdoğan’dır. Bizi ilgilendirmez” diyenlere...

ABD, emperyal bir devlettir.

Salt “hukuk” diye bir meselesi olmaz.

Amacı: Dava üzerinden siyasi ve ekonomik kriz çıkarmak..

Erdoğan’lı ya da Erdoğan’sız... Ankara’yı kendi politikasına mecbur etmek istiyor.

Türkiye’nin devlet aklı, millet bilinci buna direnir.

Birileri “evet” diyorsa... Siyaseten bedelini öder.

aydınlık

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır